Son aktiviteler
Son sorular, cevaplar, makaleler, sözlük maddeleri ve profil paylaşımları tek yerde.
Son sorular
Son cevaplar
- Karşılıksız çek için hem icra hem şikayet yapılır mı?Kısa cevap: Evet, elinizdeki çekin karşılıksız çıkması durumunda hem icra takibi başlatabilir hem de eş zamanlı olarak ilgili kişiler hakkında ceza davası açılması için şikayette bulunabilirsiniz. Hukukumuzda bu iki yol birbirine engel teşkil etmez, aksine alacağın tahsili ve sorumluların cezalandırılması amacıyla birlikte yürütülebilir.
Karşılıksız çıkan bir çekle ilgili olarak başvurabileceğiniz hukuki yollar şunlardır:
1. İcra Takibi: Çek bir kambiyo senedidir. İİK m. 167 uyarınca, alacağı çeke dayanan alacaklı, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatabilir veya borçlu iflasa tabi kişilerden ise iflas yoluyla takip yolunu seçebilir. Bu takip yolu, borçlunun taşınır, taşınmaz malları ile banka hesaplarına haciz konulmasını ve alacağınızın tahsil edilmesini amaçlar.
2. Cezai Şikayet: 5941 sayılı Çek Kanunu m. 5 uyarınca, yasal süresi içinde bankaya ibraz edilen çek hakkında "karşılıksızdır" işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında şikayette bulunabilirsiniz. Bu şikayet yetkili icra mahkemesine yapılır. Yargılama neticesinde mahkeme, sanık hakkında binbeşyüz güne kadar adli para cezasına ve çek düzenleme ile çek hesabı açma yasağına hükmedebilir. Ayrıca yargılama aşamasında da koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilebilir.
Bu iki sürecin işleyişi ve amacı birbirinden tamamen farklıdır. İcra takibi alacağın parasal olarak tahsilini hedeflerken, icra mahkemesine yapılacak şikayet suç teşkil eden karşılıksız çek düzenleme fiilinin cezalandırılmasını hedefler. Dolayısıyla alacaklı, icra takibi yaparken aynı zamanda ceza şikayetinde bulunma hakkına sahiptir.
İzlemeniz gereken pratik adımlar şunlardır:
- Bankadan çekin arkasına "karşılıksızdır" kaşesi ve işlem tarihinin yazılı olduğu çek aslını teslim alın.
- İcra dairesi aracılığıyla borçlu ve varsa diğer cirantalar aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatın.
- İlgili icra mahkemesine dilekçe ile başvurarak 5941 sayılı Çek Kanunu m. 5 kapsamında karşılıksız çek şikayetinde bulunun. Bu başvuru için çekin bankaya ibraz edildiği yer, çek hesabının bulunduğu yer, hesap sahibinin veya şikayetçinin yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir.
Unutulmamalıdır ki başvurulacak yolların neticesi, çekin süresinde ibraz edilip edilmediği, keşidecinin sıfatı ve sunulacak belgelerin usule uygunluğuna göre somut olayın özelliklerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Hak kaybı yaşamamak adına sürecin bir avukat desteğiyle yürütülmesi tavsiye edilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Ticari alacakta faiz ne zaman başlar süreci ne kadar sürer?Kısa cevap: Sözleşmede açık bir vade tarihi bulunuyorsa bu tarihin dolmasını izleyen günden itibaren, ödeme süresi kararlaştırılmamışsa faturanın karşı tarafa tebliğinden itibaren 30 günün dolmasıyla veya noter kanalıyla gönderilecek ihtarnamede verilen sürenin bitimiyle faiz işlemeye başlar. Sözleşmede faiz oranı belirtilmediği için ticari temerrüt faizi olan avans faizi talep edilebilir; sürecin kesin süresi ise borçlunun icra takibine itiraz edip etmeyeceğine bağlıdır.
Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde, ödeme tarihi sözleşmede öngörülmüşse borçlu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer ve alacaklı faize hak kazanır. Sözleşmede bir ödeme günü belirlenmemişse, TTK m. 1530 uyarınca borçlu faturanın veya eş değer ödeme talebinin kendisine ulaşmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda kendiliğinden temerrüde düşer. Bunun yanında, TBK m. 117 kapsamında borçluya noterden ihtarname tebliğ edilerek belirli bir ödeme süresi tanınması yoluyla da temerrüt oluşturulabilir.
Sözleşmede temerrüt faizi oranı kararlaştırılmadığı durumlarda TBK m. 120 gereği mevzuat hükümleri uygulanır. İşin ticari nitelik taşıması sebebiyle 3095 s. Kanun m. 2 uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının uyguladığı kısa vadeli avans faiz oranı üzerinden temerrüt faizi istenebilir.
Konuya ilişkin olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/1344, K. 2025/1426, T. 23.11.2025 tarihli kararında; tarafların tacir olduğu, işin ticari nitelik taşıdığı ve faize ilişkin bir sözleşme bulunmadığı hallerde talep edilebilecek faiz türünün dönem dönem değişen oranlı avans faizi olduğunu incelemiştir.
Hak kaybı yaşamamak için izlenmesi gereken pratik adımlar şunlardır:
- Belgeleri toplayın: Düzenlenen fatura, karşı tarafça imzalanmış sevk irsaliyesi, teslim fişi ve cari hesap dökümü gibi alacağı ve teslimi kanıtlayan tüm evrakı hazır edin.
- İcra takibi başlatın: Fatura alacağı ve işlemiş faiz için icra müdürlüğü aracılığıyla ilamsız icra takibi yapılabilir. Borçlu tebliğden itibaren süresinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve haciz işlemlerine başlanabilir.
- İtiraz halinde dava açın: Borçlunun takibe itiraz etmesi durumunda, sürecin uzamaması adına kanuni süreleri geçirmeden itirazın iptali davası açılması gerekir.
İcra ve olası dava sürecinin ne kadar süreceği ile nihai sonucu, teslim belgelerinin ispat gücüne ve somut olayın belgelerine göre değişebilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Ödeme emri tebliğ edilince kaç gün içinde itiraz etmeliyim?Kısa cevap: İlamsız icra takiplerinde ödeme emrine itiraz süresi, ödeme emrinin size tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi (7) gündür. Borcun tamamına değil de bir kısmına itiraz edecekseniz, itiraz ettiğiniz kısmı ve miktarını dilekçenizde açık ve net bir şekilde göstermeniz kanunen zorunludur; aksi halde hiç itiraz etmemiş sayılırsınız.
İcra ve İflas Kanunu kapsamında düzenlenen genel haciz yoluyla takiplerde, icra dairesi tarafından gönderilen ödeme emrinde borçluya borcu ödemesi veya itirazı varsa bildirmesi için yedi günlük süre tanınır (İİK m. 60). Borca veya takibe itiraz etmek isteyen borçlunun, tebligatı aldığı günü takip eden günden başlamak üzere yedi gün içinde ilgili icra dairesine başvurması gerekir (İİK m. 62). Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süresi içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz işlemlerine başlayabilir.
Borcun sadece bir bölümüne itiraz etmek istiyorsanız son derece dikkatli olmalısınız. İİK m. 62 uyarınca, borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun, itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını açıkça belirtmesi şarttır. Örneğin yalnızca "borca itiraz ediyorum" demek veya hangi miktara itiraz ettiğini açıkça rakamla ya da kalemle belirtmemek, itirazın geçersiz sayılmasına ve borcun tamamı üzerinden takibin kesinleşmesine yol açar. Bu nedenle dilekçenizde kabul ettiğiniz tutar ile itiraz ettiğiniz tutarı hiçbir tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta yazmalısınız. İtiraz edilmeyen kısım için ise takip kesinleşir ve icra işlemleri devam eder.
Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/15151, K. 2018/1169, T. 13.03.2018 sayılı kararında; borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren İİK m. 62 uyarınca yedi gün içinde takibe itiraz etmek zorunda olduğunu, bu süre geçtikten sonra yapılan itirazın geçersiz sayılarak takibin borçlu yönünden kesinleşeceğini vurgulamıştır.
Bu süreçte atmanız gereken pratik adımlar şunlardır:
1. Tebligat zarfının üzerindeki tebliğ tarihini kontrol edin ve yedi günlük sürenin son gününü doğru hesaplayın. Sürenin son günü resmi tatile denk gelirse süre ilk iş gününün mesai bitimine kadar uzar.
2. İtiraz dilekçenizde icra dairesinin adını, dosya esas numarasını, kimlik ve adres bilgilerinizi yazın.
3. İtiraz ettiğiniz tutarı ve sebebini net bir şekilde belirterek itirazınızı takibin açıldığı icra dairesine sunun. Farklı bir şehirdeyseniz, bulunduğunuz yerdeki nöbetçi icra dairesi aracılığıyla muhabere yoluyla da gönderebilirsiniz.
4. İtiraz dilekçenizi verdikten sonra icra dairesinden dilekçeyi teslim ettiğinize dair mutlaka derkenar (alındı şerhi) içeren bir nüsha veya alındı belgesi alın.
Hukuki süreçlerin ve itirazın geçerliliğinin somut olayın özelliklerine ve dosyadaki belgelere göre değişiklik gösterebileceğini unutmamanız ve hak kaybına uğramamak adına bir avukattan profesyonel yardım almanız tavsiye edilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Hakkımda şikayet varsa savcılık dosyasını nasıl öğrenebilirim?Kısa cevap: Hakkınızda bir soruşturma olup olmadığını bizzat adliyeye giderek Cumhuriyet Başsavcılığı Ön Büro biriminden veya bir avukat aracılığıyla UYAP üzerinden öğrenebilirsiniz; dosya içeriğini incelemek ve ifade öncesinde lehinize olan belgeleri savcılığa sunmak yasal hakkınızdır.
Ceza Muhakemesi Kanunu sisteminde kural olarak soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir. CMK m. 157 gereğince, savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla yürütülen bu gizlilik nedeniyle hakkınızdaki soruşturmalar çoğu zaman e-Devlet veya UYAP Vatandaş Portal sisteminde doğrudan görünmez. Bu nedenle tebligat gelmemişse şikayetin varlığını tespit etmenin en kesin yolu, kimliğinizle birlikte adliyelerdeki savcılık ön bürolarına başvurarak adınıza kayıtlı bir soruşturma dosyası bulunup bulunmadığını sorgulamaktır.
Bir soruşturma dosyasının varlığı tespit edildiğinde, CMK m. 153 uyarınca müdafi (avukat) soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve belgelerin bir örneğini alabilir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen katalog suçlardan biri söz konusuysa ve hâkim tarafından dosya hakkında kısıtlama kararı verilmişse inceleme yetkisi sınırlandırılabilir.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.10.2025 tarihli, E. 2024/3311 ve K. 2025/10746 sayılı kararında da belirtildiği üzere; kısıtlama kararı bulunmayan derdest soruşturma dosyalarında, şüpheli ve müdafiin talebi hâlinde kimlik tespiti yapılarak kapak bilgisi, dosya içerisindeki belgeler ve karar örnekleri ilgilisine verilmelidir.
Dosyayı öğrendikten sonra ifade vermeden önce izlemeniz gereken pratik adımlar şunlardır:
- Öncelikle adliyeden dosya numarasını (soruşturma numarasını) ve isnat edilen suçlamanın ne olduğunu öğrenin.
- Dosyada kısıtlama kararı yoksa şikayet dilekçesi ve mevcut delillerin fotokopisini talep edin.
- Şikayetçinin iddialarına karşı savunmanızı destekleyecek yazışma kayıtları, kamera görüntüleri, banka dekontları, faturalar veya sözleşmeler gibi yazılı belgeleri temin edin.
- Olayla ilgili görgüsü olan kişiler varsa bu tanıkların ad, soyad ve iletişim bilgilerini hazırlayın.
- İfade tutanağına geçirilmek üzere iddiaları çürüten yazılı savunmanızı ve ekindeki delil listesini oluşturun.
Soruşturma sürecinde yapılacak işlemler ve dosyanın seyri her somut olayın özelliklerine ve toplanan delillere göre değişiklik gösterebilir. İfade vermeden önce dosyayı bizzat veya bir avukat vasıtasıyla inceleyip suçlamanın detaylarını netleştirmek hak kaybı yaşamanızı önleyecektir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Ticari alacakta faiz ne zaman başlar için hangi belgeler gerekir?Kısa cevap: Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde borçlu, sözleşmede kararlaştırılan ödeme vadesinin dolmasıyla veya bir vade belirlenmemişse faturanın tebliğinden itibaren otuz günlük sürenin sonunda kendiliğinden temerrüde düşer ve faiz işlemeye başlar; sözleşmede oran yoksa ticari iş niteliği gereği avans faizi talep edilir.
Mal veya hizmet tedarikine dayalı ticari ilişkilerde faizin başlangıcı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve fatura sürecine göre belirlenir. TTK m. 1530 uyarınca, faturada veya sözleşmede kesin bir vade tarihi kararlaştırılmışsa borçlu bu sürenin dolmasıyla ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Şayet sözleşmede açık bir ödeme süresi yer almıyorsa, faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçluya tebliğ edildiği tarihi izleyen otuz günlük sürenin dolmasıyla temerrüt gerçekleşir ve faiz işlemeye başlar. Bu koşulların bulunmadığı genel hallerde ise TBK m. 117 gereğince borçlunun temerrüde düşürülmesi için noter kanalıyla veya usulüne uygun bir ihtarname gönderilmesi gerekir; ihtarname çekilmemişse faiz ancak icra takibi veya dava tarihinden itibaren başlatılabilir.
Sözleşmede faiz oranı kararlaştırılmamış olsa dahi, tarafların tacir olduğu ticari uyuşmazlıklarda 3095 s. Kanun m. 2 uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının belirlediği ticari temerrüt (avans) faizi oranları talep edilebilir.
Konuyla ilgili emsal bir kararda da benzer husus vurgulanmıştır. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1945, K. 2024/2107, T. 23.10.2024 tarihli kararında, davalının kendisine tebliğ edilen ihtar sonrasında verilen sürenin bitimiyle temerrüde düştüğünü, tarafların tacir olması sebebiyle asıl alacağa ticari avans faizi işletilmesinin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir.
İcra dairesi aracılığıyla ilamsız icra takibi başlatmadan önce hazırlamanız gereken temel belgeler ve atılacak adımlar şunlardır:
- Alacağa dayanak teşkil eden faturalar ve faturanın borçluya tebliğ edildiğini gösteren e-posta, KEP veya posta gönderi kayıtları,
- Varsa taraflar arasında imzalanmış yazılı sözleşme, sipariş formu, mutabakat mektupları veya cari hesap dökümleri,
- Malların teslim edildiğini veya hizmetin verildiğini kanıtlayan, teslim alanın imzası bulunan sevk irsaliyeleri veya kabul tutanakları,
- Önceden ihtarname gönderilmişse tebliğ şerhli ihtarname nüshası.
İcra takip talebinde borcun asıl tutarı, işlemiş faiz tutarı ve faizin başlangıç tarihi net bir şekilde belirtilmeli; takip tarihinden itibaren ise asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilmesi talep edilmelidir. Alacağın ispatı ve faizin başlangıç tarihi somut olayın belgelerine ve teslim kanıtlarına göre değişiklik gösterebilir. Hak kaybı yaşamamak adına sürecin uzman bir avukatla yürütülmesi faydalı olacaktır.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Şirket ortağı kâr payını alamıyorsa ne yapabilir süreci ne kadar sürer?Kısa cevap: Evet, şirket kâr elde etmesine rağmen çoğunluk ortağın haklı ve makul bir ekonomik gerekçe olmaksızın kârı dağıtmama yönündeki kararlarına karşı iptal davası açabilirsiniz. Kanun, ortağın şirketin kârına katılma hakkını temel haklardan biri olarak güvence altına almıştır.
TTK m. 507 uyarınca her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına payı oranında katılma hakkına sahiptir. Kâr payının dağıtılabilmesi için öncelikle TTK m. 509 gereği net bir dönem kârının veya serbest yedek akçelerin bulunması gerekir. Şirket kârda olmasına rağmen çoğunluğu elinde bulunduran ortağın sırf azınlık ortağı mağdur etmek veya yıldırmak amacıyla kâr dağıtmama kararı alması dürüstlük kuralına açık bir aykırılık teşkil eder.
Bu tür durumlarda süreler son derece kritiktir. TTK m. 445 uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılması gerekir. Üç aylık sürenin hak düşürücü süre olduğunu ve bu süre geçirildikten sonra dava açılamayacağını unutmamanız şarttır.
Konuyla ilgili olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/1099, K. 2026/1245, T. 03.03.2026 sayılı kararında, şirketin kâr elde etmesine rağmen kârın dağıtılmaması yönünde alınan genel kurul kararının ve yöneticilerin ibrasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle genel kurulun kâr dağıtılmamasına ilişkin kararının iptaline hükmedilmiştir.
Süreç bakımından; ticaret mahkemelerindeki bu tür şirket davaları şirket defterlerinin ve bilançolarının bilirkişi marifetiyle incelenmesini gerektirdiğinden yerel mahkeme aşaması ortalama 1 ila 2 yıl arasında sürebilmektedir. Kararın kesinleşmesi için gereken istinaf ve temyiz aşamaları da hesaba katıldığında sürecin daha da uzaması mümkündür.
İlk aşamada atmanız gereken pratik adımlar şunlardır:
1. Düzenlenen genel kurul toplantısına bizzat veya vekille katılarak kârın dağıtılmaması kararına olumsuz oy vermek ve muhalefetinizi mutlaka toplantı tutanağına yazdırmak.
2. Şirketin ilgili yıla ait genel kurul tutanaklarını, yönetim kurulu faaliyet raporlarını, bilançolarını ve kâr-zarar tablolarını temin etmek.
3. Genel kurul karar tarihinden itibaren üç aylık süreyi geçirmeden asliye ticaret mahkemesinde genel kurul kararının iptali davasını açmak.
Açılacak bir davada kâr dağıtılmamasının haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ve davanın nihai sonucu, şirketin mali tablolarına ve somut olayın belgelerine göre değişiklik gösterebilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Şirket ortağı kâr payını alamıyorsa ne yapabilir için hangi belgeler gerekir?Kısa cevap: Şirkette kâr elde edilmiş olsa dahi, genel kurul tarafından kâr dağıtımı yönünde bir karar alınmadıkça doğrudan şirketten kâr payı tahsili amacıyla dava açamazsınız; ancak çoğunluk ortağın kârı dağıtmama yönündeki haksız kararlarına karşı genel kurul kararının iptali davası açabilir veya genel kurulun toplanmasını talep edebilirsiniz.
TTK m. 507 uyarınca her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına payı oranında katılma hakkına sahiptir. Dolayısıyla kâr payı hakkı, genel kurulun kârın dağıtılmasına karar vermesiyle birlikte muaccel hale gelen bir alacak hakkına dönüşür. Şirketin sadece kâr etmiş olması, kendiliğinden ortağa doğrudan ödeme talep etme hakkı vermez.
Eğer şirket kâr ettiği halde çoğunluk ortak genel kurulda dürüstlük kuralına aykırı şekilde kârın dağıtılmaması yönünde karar alıyorsa, bu karara karşı TTK m. 445 ve TTK m. 446 kapsamında iptal davası açabilirsiniz. TTK m. 445 uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilir. TTK m. 446 gereğince bu davayı açabilmek için genel kurul toplantısında hazır bulunup karara olumsuz oy vererek muhalefetinizi tutanağa işletmeniz veya toplantıya çağrının usulsüz yapılması gibi kanunda sayılan diğer özel şartların varlığı gerekir.
Konuya ilişkin olarak Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/1395, K. 2026/1505, T. 30.06.2026 sayılı kararında, kâr payı dağıtma yetkisinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğunu, bu yönde bir karar alınmadan doğrudan dava açılarak kâr payı talep edilmesinin mümkün bulunmadığını ve şirketin kâr elde etmiş olmasının tek başına ortağa kâr payı talep hakkı vermeyeceğini belirtmiştir.
Dava yoluna başvurmadan önce hazırlamanız gereken temel belgeler şunlardır:
- Şirketin esas sözleşmesi ve güncel pay durumunu gösterir ticaret sicil kayıtları,
- İlgili faaliyet dönemlerine ait genel kurul toplantı tutanakları ve hazırun cetvelleri,
- Varsa toplantıda karara karşı koyduğunuz muhalefet şerhi metni,
- Şirketin bilanço, gelir tablosu ve kâr durumunu gösteren finansal tablolar.
Dava dilekçesinde, şirketin mali açıdan kâr dağıtmaya elverişli olduğu, kârın haklı bir gerekçe olmaksızın dağıtılmayarak azınlık ortağın zarara uğratıldığı ve çoğunluk ortağın bu kararının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği açık ve gerekçeli şekilde izah edilmelidir.
Unutulmamalıdır ki yargılama süreci ve davanın sonucu somut olayın özelliklerine, şirket finansal tablolarına ve sunulan delillerin durumuna göre değişiklik gösterebilir. Hak kaybı yaşamamak adına bir avukattan profesyonel hukuki yardım almanız tavsiye edilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Senette vade yoksa icra takibi yapılabilir mi süreci ne kadar sürer?Kısa cevap: Evet, vadesi yazılmamış bir senet için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatabilirsiniz. Türk Ticaret Kanunu uyarınca vadesi gösterilmemiş olan bono geçersiz sayılmaz; görüldüğünde ödenmesi gereken bir senet olarak kabul edilir.
TTK m. 777 uyarınca, vadesi gösterilmemiş olan bir bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır. Dolayısıyla senediniz kambiyo vasfını korur. TTK m. 778 yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK m. 704 gereğince, görüldüğünde ödenmek üzere düzenlenen böyle bir senedin düzenlenme gününden itibaren kural olarak bir yıl içinde ödenmesi için ibraz edilmesi gerekir. Bu bir yıllık yasal ibraz süresini geçirmemek hak kaybına uğramamanız açısından büyük önem taşır.
İİK m. 167 uyarınca, alacağı bonoya dayanan alacaklı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapabilir. Bu takip türünde borçluya ödeme emri gönderilir. Takibin süresi; borçlunun tebligatı alma hızına, itiraz edip etmemesine ve haczedilebilir malvarlığının bulunup bulunmamasına göre değişir. Borçlu süresi içinde ödeme yapmaz veya itirazda bulunmazsa takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Ancak borçlunun borca veya imzaya itiraz etmesi durumunda uyuşmazlık icra mahkemesine taşınacağından süreç uzayabilir.
İcra takibini başlatmak için atmanız gereken pratik adımlar şunlardır:
- Senedin üzerindeki düzenleme tarihi ve imza gibi diğer zorunlu unsurların eksiksiz olduğunu kontrol edin.
- İcra dairesine takip talebinde bulunun. İİK m. 167 uyarınca takip talebine senedin aslını ve borçlu sayısı kadar onaylı örneğini eklemeniz zorunludur.
- Düzenlenme tarihinden itibaren işlemeye başlayan bir yıllık yasal ibraz süresini aşmadan icra dairesine başvurun.
- Takip harç ve masraflarını yatırarak borçluya kambiyo senetlerine mahsus ödeme emri tebliğ edilmesini sağlayın.
Senedin geçerliliği, zamanaşımı ve tahsilat süreci somut olayın belgelerine ve senedin taşıdığı kayıtlara göre değişiklik gösterebilir. Hak kaybı yaşamamak adına bir avukattan profesyonel hukuki yardım almanız tavsiye edilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Senette vade yoksa icra takibi yapılabilir mi için hangi belgeler gerekir?Kısa cevap: Evet, vadesi boş bırakılmış bir senetle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapabilirsiniz. Kanunen vadesi yazılmamış olan senetler geçersiz sayılmaz; bu tür senetler görüldüğünde ödenmesi gereken bono olarak kabul edilir ve kambiyo vasfını korur.
Türk Ticaret Kanunu düzenlemelerine göre bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlar TTK m. 776 kapsamında sayılmıştır. Bu unsurlar arasında vade de yer almakla birlikte, kanun koyucu vadenin yazılmaması durumunu özel olarak düzenlemiştir. TTK m. 777 uyarınca, vadesi gösterilmemiş olan bir bono geçersiz kalmaz, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır. Dolayısıyla elinizdeki senet diğer zorunlu unsurları taşıdığı sürece kambiyo senedi niteliğini korur ve genel haciz yolu yerine daha hızlı sonuç veren kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine konu edilebilir.
İcra takibini başlatabilmek için İİK m. 167 gereğince takip talebinizi hazırlayıp icra dairesine başvurmanız gerekir. Bu süreçte hazırlamanız gereken belgeler ve izlenecek adımlar şunlardır:
- Senedin aslı: İİK m. 167 uyarınca alacaklı, takip talebine kambiyo senedinin aslını eklemek zorundadır. Senet aslı icra dairesinin kasasında muhafaza edilir.
- Senedin tasdikli örnekleri: Takip talebine borçlu sayısı kadar senedin onaylı örneğinin eklenmesi gerekir.
- Takip talebi: İcra dairesine sunulacak formda alacaklının ve borçlunun adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve tebligata elverişli yerleşim yeri adresleri eksiksiz yazılmalıdır.
- Alacak tutarı ve faiz: Talep edilen asıl alacak tutarı, varsa işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz türü açıkça belirtilmelidir. Vadesi bulunmayan senetlerde ibraz veya takip tarihi temerrüt açısından önem taşır.
Takip talebini hazırlarken senedin düzenlenme tarihine, borçlunun imzasının bulunup bulunmadığına ve senet metninde kayıtsız şartsız borç vaadinin yer alıp almadığına dikkat edilmelidir. Bu unsurlardan birinin eksikliği halinde borçlu takibin iptalini talep edebilir.
İcra takibinin usulden reddedilmemesi ve alacağın tahsil kabiliyeti açısından sonucun somut olayın belgelerine ve senet üzerindeki kayıtların eksiksiz olmasına göre değişebileceğini unutmamanız gerekir. Takip sürecinin hatasız yürütülmesi adına bir avukattan hukuki yardım almanız faydalı olacaktır.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Limited şirket ortağı şirket borcundan şahsen sorumlu olur mu süreci ne kadar süreKısa cevap: Evet, limited şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve SGK borçları nedeniyle şahsi malvarlığınıza haciz gelebilir; ancak şirket müdürü değilseniz bu sorumluluğunuz tüm borç için değil, şirketteki yüzde 30 sermaye payınız oranındadır.
Normal şartlarda TTK m. 573 uyarınca limited şirket ortakları sadece taahhüt ettikleri sermaye payını ödemekle yükümlü olup şirket borçlarından şahsen sorumlu tutulamazlar. Ancak kamu borçları bu genel kuralın istisnasını oluşturur. 6183 s. Kanun m. 35 hükmüne göre, limited şirket ortakları şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar. Dolayısıyla vergi dairesi veya SGK, borcu öncelikle şirketten tahsil etmeye çalışır; şirketin malvarlığı borcu karşılamaya yetmezse yüzde 30 hissenize düşen kısım için şahsi malvarlığınıza yönelebilir.
Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/1798, K. 2026/2004 sayılı ve 10.05.2026 tarihli kararında da belirtildiği üzere, kamu idaresinin şirket ortağının sorumluluğuna gidebilmesi için öncelikle şirket hakkında takip yapması ve şirketin aciz halinde olduğunun ya da malvarlığından alacağın tahsil edilme imkanının bulunmadığının belirlenmesi şarttır.
Sürecin ne kadar süreceği ilgili kurumların işlem hızına göre farklılık gösterir. İlk aşamada kamu idaresi şirkete başvurur; şirketten tahsilat yapılamazsa doğrudan sizin adınıza bir ödeme emri düzenlenip tebliğ edilir. Bu aşamada süreleri kaçırmamak hayati önem taşır; tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içinde itiraz edilmez veya dava açılmazsa borç kesinleşir ve banka hesaplarınıza, araçlarınıza ya da taşınmazlarınıza hisseniz oranında haciz konulabilir.
Bu süreçte hak kaybı yaşamamak için şu adımları izleyebilirsiniz:
- Tebligat zarfını atmayarak tebliğ tarihini mutlaka not edin.
- Şirkette sadece ortak mı olduğunuzu yoksa aynı zamanda kanuni temsilci (müdür) sıfatınızın bulunup bulunmadığını netleştirin.
- Şirket ana sözleşmesini, pay defterini ve borcun doğduğu döneme ait ticaret sicil kayıtlarını hazır bulundurun.
- Şirketin borcu karşılayabilecek bir malvarlığı olup olmadığını tespit edin.
Hukuki takibin kesin neticesi; borcun doğduğu dönemdeki ortaklık durumunuza, kamu idaresinin şirket hakkındaki tahsilat adımlarını usulüne uygun tüketip tüketmediğine ve somut olayın belgelerine göre değişebilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Limited şirket ortağı şirket borcundan şahsen sorumlu olur mu için hangi belgelerKısa cevap: Limited şirketin vergi ve SGK gibi kamu borçlarından dolayı şahsi malvarlığınıza haciz gelmesi mümkündür; ancak bu sorumluluk sınırsız olmayıp şirketteki sermaye hisseniz olan yüzde 30 oranıyla sınırlıdır. Ayrıca idarenin şahsi malvarlığınıza başvurabilmesi için öncelikle borcun şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekir.
TTK m. 573 uyarınca limited şirket ortakları kural olarak şirket borçlarından şahsen sorumlu olmayıp sadece taahhüt ettikleri esas sermaye payını ödemekle yükümlüdür. Ancak bu kural kamu alacakları bakımından geçerli değildir. 6183 s. Kanun m. 35 hükmü gereğince, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulurlar. Şirkette kanuni temsilci (müdür) sıfatınız yoksa, yalnızca yüzde 30 hisseniz oranındaki kamu borcundan şahsi malvarlığınızla sorumlu olursunuz.
Nitekim Danıştay 3. Daire, E. 2023/3275, K. 2023/3246, T. 26.09.2023 tarihli kararında; şirket adına usulüne uygun takip yapılıp ödeme emri tebliğ edilmeden doğrudan ortak sıfatıyla takip yapılmasında hukuka uyarlık görülmediğini belirterek ödeme emrinin iptali yönünde hüküm kurmuştur. Dolayısıyla şirket tüzel kişiliğine usulünce başvurulmadan doğrudan şahsınıza ödeme emri gönderilmesi veya haciz uygulanması hukuka aykırı olacaktır.
Adınıza bir ödeme emri tebliğ edilirse veya malvarlığınıza haciz konulursa yasal süresi içinde vergi mahkemesinde veya yetkili mahkemede dava açmanız gerekir. Bu süreçte hazırlamanız gereken temel belgeler şunlardır:
- Tebliğ edilen ödeme emri, tebliğ zarfı ve haciz ihbarnameleri
- Şirketteki hisse durumunuzu ve müdür olup olmadığınızı gösteren Ticaret Sicili Gazetesi kayıtları ve pay defteri
- Borcun doğduğu ve ödenmesi gereken dönemlerde ortak olup olmadığınızı gösterir tescil belgeleri
- Şirketin borcu karşılamaya yetecek malvarlığının bulunduğunu veya borcun ödendiğini gösterir kayıtlar
Dilekçenizde özellikle şirket müdürü (kanuni temsilci) olmadığınızı, yalnızca yüzde 30 hisseye sahip bir ortak olduğunuzu, asıl borçlu olan şirket hakkında gerekli tahsilat yollarının tüketilmediğini veya borcun hissenizi aşan kısmı için takip yapıldığını açıkça belirtmelisiniz.
Unutulmamalıdır ki sürecin sonucu somut olayın belgelerine, borcun türüne ve tebligat süreçlerine göre değişiklik gösterebilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
- Karşılıksız çek için hem icra hem şikayet yapılır mı süreci ne kadar sürer?Kısa cevap: Evet, karşılıksız kalan bir çek için borçlu aleyhine hem icra takibi başlatabilir hem de eş zamanlı olarak ceza şikayetinde bulunabilirsiniz. Bu iki hukuki yol birbirinden tamamen bağımsız yürütülür ve birine başvurmuş olmanız diğerine engel teşkil etmez.
İİK m. 167 uyarınca, alacağı çeke dayanan alacaklı doğrudan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapabilir. Bu yolla borçluya ödeme emri gönderilir ve borcun ödenmemesi halinde borçlunun taşınır, taşınmaz malları ile banka hesaplarına haciz konularak alacağın tahsili amaçlanır.
Alacağın tahsiline yönelik icra takibinin yanında, 5941 s. Kanun m. 5 gereğince süresinde bankaya ibraz edilip karşılıksız işlemi yapılan çek nedeniyle icra mahkemesinde şikayette bulunulabilir. Yapılacak yargılama sonucunda mahkeme, karşılıksız kalan miktardan az olmamak üzere adli para cezasına ve çek düzenleme ile çek hesabı açma yasağına hükmeder. Mahkeme ayrıca yargılama devam ederken de resen koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı getirebilir.
Ceza şikayetinde bulunurken hak düşürücü sürelere dikkat edilmesi gerekir. İİK m. 347 kapsamında şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Çekin bankaya ibraz edilerek karşılıksız kaşesinin vurulduğu tarih genellikle öğrenme tarihi sayıldığından, bu işlemden itibaren üç ay içinde şikayet dilekçesinin verilmesi şarttır. Süre kaçırılırsa ceza şikayeti hakkı düşer; ancak icra takibi yapma hakkı devam eder.
Süreçte atılması gereken pratik adımlar ve belgeler şunlardır:
- Bankadan arkası kaşelenmiş karşılıksız çekin aslı veya onaylı sureti alınmalıdır.
- İcra dairesine takip talebi verilerek kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmalıdır.
- Yetkili icra mahkemesine şikayet dilekçesi sunularak ceza davası açılmalıdır.
İcra takibinde borçluya tebligat yapılmasıyla haciz aşamasına geçilebilir; ceza davasının kesinleşme süresi ise tebligatların tamamlanmasına ve mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Sürecin ve davanın nihai sonucu somut olayın belgelerine ve çek üzerindeki kayıtların geçerliliğine göre değişebilir.Av. Mehmet Değirmenci · 0 oy · 5 Ekim 2026
Son paylaşımlar
- Av. Mehmet DeğirmenciHukuksal.tr yeni yüzüyle siz kullanıcılarının hizmetine girmiştir0 beğeni · 5 Ekim 2026
- Av. Mehmet DeğirmenciYayına geçmeden önce KVKK, çerez politikası, iletişim formu ve gerçek e-posta gönderimi ayrıca kontrol edilmelidir.7 beğeni · 3 Temmuz 2026
- Av. Mehmet DeğirmenciSoru-cevap içeriklerinde kesin hüküm vermeden, belge ve süre kontrolüne dayalı genel hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.5 beğeni · 3 Temmuz 2026