İçeriğe geç
Ana Sayfa › Makaleler › Ceza Hukuku

Şüpheli olarak ifadeye çağrılan kişinin hakları

Hukuksal.TR makale · Ceza Hukuku · 945 görüntülenme · Okuma süresi yaklaşık 8 dakika

Kollukta veya savcılıkta şüpheli sıfatıyla ifade verecek kişinin hakları, çağrıya uymamanın sonuçları, avukatsız kolluk ifadesinin değeri ve tanık olarak çağrılmanın farkları.

Bir suç soruşturmasında kolluk veya Cumhuriyet savcılığı tarafından ifadeye çağrılmak, çoğu kişinin ilk kez karşılaştığı bir durumdur. Ceza muhakemesi ifade veren kişiye açık güvenceler tanır ve bu güvencelerin çiğnenmesi, alınan ifadenin delil değerini doğrudan etkiler.

Konu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) düzenlenmiştir; ifade alma ve sorguya ilişkin temel kurallar CMK m. 145–154'te, gözaltı ise CMK m. 91'de yer alır.

İfade, sorgu ve çağrı

Kanun iki işlemi birbirinden ayırır. İfade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir. Sorgu ise şüphelinin veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesidir (CMK m. 2/1-g, h). Soruşturma evresinde suç şüphesi altındaki kişi "şüpheli", iddianamenin kabulünden sonra "sanık" adını alır. Haklar her iki işlemde aynıdır; fark, dinleyen makamda ve kolluk ifadesinin delil değerindedir.

İfadesi alınacak kişi davetiye ile çağrılır; davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelinmezse zorla getirileceği yazılır (CMK m. 145). Uygulamada kolluk çoğu zaman telefonla da arar. Çağrıya uymayan şüpheli hakkında hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı zorla getirme kararı verebilir; zorla getirilen kişi derhâl, bu mümkün değilse yol süresi hariç en geç 24 saat içinde çağıran merciin önüne çıkarılır (CMK m. 146). Soruşturma evresinde çağrıya gelmeyen şüpheli için savcının istemiyle sulh ceza hâkimi yakalama emri de düzenleyebilir (CMK m. 98/1). Bu nedenle çağrıyı görmezden gelmek yerine, mazeret varsa çağıran birime bildirip avukatla birlikte uygun bir gün belirlemek daha doğru bir yoldur.

İfade sırasında tanınan haklar

CMK m. 147, ifade alan görevlinin uyması gereken sırayı ve şüpheliye bildirilmesi zorunlu hakları sayar:

  • Kimlik: Şüpheli, kimliğine ilişkin sorulara doğru cevap vermek zorundadır. Susma hakkı kimlik bilgilerini kapsamaz.
  • Suçlamayı öğrenme: Yüklenen suç kendisine anlatılır. Hangi olay ve hangi suç nedeniyle dinlendiğini sormak, savunmanın ilk adımıdır.
  • Müdafi: Avukat seçme hakkı ve avukatın ifadede hazır bulunabileceği bildirilir. Avukat seçecek durumda olmayan ve avukat yardımı isteyen kişiye baro tarafından müdafi görevlendirilir; ifade sırasında şüpheliden bunun için ücret istenmez.
  • Yakınlara haber verme: Yakalanan kişinin yakalandığı, istediği bir yakınına derhâl bildirilir (CMK m. 95 ile birlikte).
  • Susma hakkı: Yüklenen suç hakkında açıklama yapmamanın kanuni hakkı olduğu söylenir.
  • Delil toplanmasını isteme: Şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır; aleyhindeki şüphe nedenlerini ortadan kaldırma ve lehine olan hususları ileri sürme imkânı tanınır.

İfade bir tutanağa bağlanır. Tutanakta hakların hatırlatılıp hatırlatılmadığı, tutanağın okunup imzalandığı, imzadan kaçınılmışsa bunun nedeni yazılır (CMK m. 147/1-i). Kayıtta ses ve görüntü gibi teknik imkânlardan yararlanılır. Türkçe bilmeyen şüpheliye hâkim veya savcının atadığı tercüman sağlanır (CMK m. 202/3).

Susma hakkı

Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamaz (Anayasa m. 38). Şüpheli soruların tamamına veya bir kısmına cevap vermeyebilir; ifadesini avukatıyla görüştükten sonra vermek istediğini de söyleyebilir. Susmak, suçun ikrarı sayılmaz. Buna karşılık şüphelinin yemin etmemesi, başkasını bilerek suçlamasına imkân vermez: işlemediğini bildiği hâlde birini suçlamak iftira suçunu (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 267) oluşturabilir.

Avukat ve zorunlu müdafilik

Soruşturma evresinde ifade alınırken en çok üç avukat hazır bulunabilir; avukatın şüpheliyle görüşme, ifade süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez (CMK m. 149). Şüpheli avukatıyla vekâletname aranmaksızın, her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu hak yalnızca terör suçları, devletin güvenliğine karşı suçlar ve örgütlü uyuşturucu ticareti gibi kanunda sayılan suçlarda, hâkim kararıyla 24 saat kısıtlanabilir; bu sürede ifade alınamaz (CMK m. 154).

Bazı durumlarda şüpheli istemese bile müdafi görevlendirilir: şüpheli çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malulse veya sağır ve dilsizse ya da soruşturma alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suça ilişkinse (CMK m. 150/2–3). Müdafi soruşturma dosyasını inceleyebilir. Kanunda sayılan ağır suçlarda bu yetki hâkim kararıyla kısıtlanabilse de şüphelinin ifadesini içeren tutanaklar ve bilirkişi raporları kısıtlamanın dışında kalır (CMK m. 153).

Yasak usuller ve kolluk ifadesinin değeri

Şüphelinin beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi bedensel ya da ruhsal müdahaleler yasaktır; kanuna aykırı bir yarar da vaat edilemez (CMK m. 148/1–2). Kanunda dayanağı olmayan bir serbest bırakılma vaadi bu kapsamdadır. Yasak usulle elde edilen ifade, kişi rıza göstermiş olsa bile delil olarak değerlendirilemez (CMK m. 148/3).

Uygulamada en çok önem taşıyan kural CMK m. 148/4'tür: müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 30.05.2024 tarihli, 2021/4100 E., 2024/6543 K. sayılı kararında, avukatsız alınan kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcılığında doğrulanmasının hükme esas alınması için yeterli olmadığını belirtmiştir. Savcılıkta alınan ifade ile müdafi huzurunda alınan kolluk ifadesi ise bu korumanın dışındadır ve sanığın sonraki beyanlarıyla çelişirse duruşmada okunabilir (CMK m. 213). Avukatla verilen ilk ifade, bu nedenle sonradan geri alınması güç bir beyandır.

Aynı olayla ilgili olarak şüphelinin yeniden ifadesinin alınması gerekirse bu işlemi yalnızca Cumhuriyet savcısı yapabilir (CMK m. 148/5). Kolluğun aynı konuda ikinci kez ifade alması bu kurala aykırıdır.

Tanık olarak çağrılmak

Davetiyede "tanık" sıfatı yazıyorsa konum farklıdır. Tanık bildiğini doğru söylemekle yükümlüdür; gerçeğe aykırı tanıklık suçtur (TCK m. 272). Tanığın genel bir susma hakkı yoktur. Yasal bir sebep olmadan tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimince üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir (CMK m. 60).

KonuŞüpheliTanık
Doğruyu söyleme yükümlülüğüYok; ancak başkasını bilerek suçlamak iftiradırVar; yalan tanıklık suçtur (TCK m. 272)
SusmaYüklenen suç hakkında tam susma hakkı (CMK m. 147/1-e)Yalnızca CMK m. 45, 46 ve 48'deki hâllerde
YeminYemin verilmezSavcı veya hâkim yemin verdirebilir (CMK m. 54)
Çağrıya uymamanın sonucuZorla getirme, yakalama emri (CMK m. 146, 98)Zorla getirme ve gider sorumluluğu (CMK m. 44, 146/7); çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar savcı, hâkim veya mahkeme önünde dinlenmeye ilişkindir (CMK m. 43/5)

Tanıklıktan çekinme hakkı şu hâllerde vardır:

  • Şüphelinin nişanlısı, eşi (evlilik bağı kalmasa bile), üstsoyu ve altsoyu, üçüncü derece dahil kan ve ikinci derece dahil kayın hısımları ile aralarında evlatlık bağı bulunanlar (CMK m. 45). Bu kişilere dinlenmeden önce çekinme hakları bildirilir.
  • Avukatlar, hekimler ve diğer sağlık meslek mensupları, mali müşavirler ve noterler, meslekleri dolayısıyla öğrendikleri bilgiler bakımından (CMK m. 46). Avukatlar dışındakiler, ilgilinin rızası varsa çekinemez.
  • Her tanık, kendisini veya m. 45'te sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebilir (CMK m. 48).

Telefonla yapılan tanık çağrısında çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar uygulanmaz (CMK m. 43/2). Tanık olarak dinlenirken soruların kendisine yöneldiğini fark eden kişi, m. 48'deki hakkını kullanmalı ve sıfatının açıklığa kavuşturulmasını istemelidir. Fiilen şüpheli konumuna geçen kişinin m. 147'deki haklar hatırlatılmadan dinlenmesi, beyanın delil değerini tartışmalı hâle getirir.

Gözaltı ihtimali ve süreler

İfadeye kendi isteğiyle giden kişi, kural olarak ifadesinden sonra ayrılır. Gözaltı, tedbirin soruşturma bakımından zorunlu olmasına ve kişinin suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır (CMK m. 91/2).

  • Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için zorunlu süre (en çok 12 saat) hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez (CMK m. 91/1).
  • Toplu olarak işlenen suçlarda savcı, süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir (CMK m. 91/3).
  • Yakalama, gözaltı ve süre uzatma emrine karşı kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derece kan hısmı sulh ceza hâkimine başvurabilir; hâkim incelemeyi evrak üzerinde yapar ve 24 saat dolmadan karar verir (CMK m. 91/5).
  • Gözaltı ve sürenin uzatılması, savcının emriyle bir yakına veya kişinin belirlediği birine gecikmeksizin bildirilir (CMK m. 95).

Kolluğun suçüstü hâllerinde kendiliğinden gözaltı yetkisi (CMK m. 91/4) ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar için ayrık kurallar bulunduğu unutulmamalıdır.

İfadeye giderken hazırlık

  • Nüfus cüzdanı ve varsa davetiye veya çağrı mesajı; biliniyorsa soruşturma numarası.
  • Olayla ilgili lehe belgelerin (yazışma, sözleşme, dekont, fotoğraf, sağlık raporu) asılları yerine örnekleri. Bunların tutanağa eklenmesi istenebilir.
  • Avukatla önceden görüşme; avukat yoksa ifade başlamadan baro tarafından müdafi görevlendirilmesini isteme.
  • Olayların tarih sırasıyla, yalnızca kişinin kendisi için hazırlanmış kısa bir notu.
  • Tutanağın imzadan önce baştan sona okunması; eksik veya yanlış yazılan kısımların düzeltilmesinin istenmesi, düzeltilmezse imzadan kaçınma nedeninin tutanağa yazdırılması (CMK m. 147/1-i).

Avukat yardımı en çok kolluktaki ilk ifadede fark yaratır; bu beyan sonraki bütün aşamalarda karşılaştırma ölçütü olur.

Sık sorulan sorular

Telefonla ifadeye çağrıldım, gitmek zorunda mıyım?

Şüpheli sıfatıyla çağrılan kişinin gelmemesi, zorla getirme kararına veya yakalama emrine yol açabilir (CMK m. 146, 98). Telefonla yapılan çağrıda hangi birimin, hangi soruşturma numarasıyla ve hangi sıfatla çağırdığını sormak, gerekirse aynı birimi resmî numarasından aramak yerinde olur.

Avukatsız verdiğim kolluk ifadesini sonradan değiştirebilir miyim?

Müdafi bulunmadan kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m. 148/4). Savcılıkta veya mahkemede farklı ve gerekçeli açıklama yapılabilir; ancak beyanlar arasındaki çelişkiler değerlendirmede dikkate alınır.

Susma hakkını kullanırsam tutuklanma ihtimalim artar mı?

Tutuklama, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillere ve kaçma ya da delil karartma şüphesi gibi bir tutuklama nedenine bağlıdır (CMK m. 100). Susma hakkının kullanılması bu nedenlerden biri değildir.

Tanık olarak çağrıldım ama hakkımda şüphe doğmasından çekiniyorum. Ne yapabilirim?

Kendinizi veya yakınlarınızı suçlayabilecek sorulara cevap vermeme hakkınız vardır (CMK m. 48). Sorular doğrudan size yöneliyorsa hangi sıfatla dinlendiğinizi sorabilir ve şüpheli olarak dinlenecekseniz m. 147'deki hakların hatırlatılmasını ve avukat yardımını isteyebilirsiniz.

Çocuğum ifadeye çağrıldı; avukat zorunlu mu?

Evet. Müdafii bulunmayan çocuk şüpheliye istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/2). Görevlendirmeyi baro yapar; ifade aşamasında aileden ücret istenmez.

Dayanak mevzuat

  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2, 43–46, 48, 54, 60, 91, 95, 98, 100, 145–150, 153, 154, 202, 213
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 267, 272
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 30.05.2024 tarihli, 2021/4100 E., 2024/6543 K. sayılı karar
Bu makale işinize yaradı mı?
5,0 / 5 · 7 değerlendirme

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış.

Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.
Bu konuda sorunuz mu var?
Sorunuz bu makaleyle ilişkilendirilerek yayımlanır.
Soru sor