İçeriğe geç
Ana Sayfa › Makaleler › Aile Hukuku

Velayet davası: mahkemenin ölçütleri, uzman raporu ve kişisel ilişki

Hukuksal.TR makale · Aile Hukuku · 356 görüntülenme · Okuma süresi yaklaşık 7 dakika

Velayeti belirleyen ölçüt çocuğun üstün yararıdır; mahkeme uzman raporuna, idrak çağındaki çocuğun görüşüne ve ebeveynlerin bakım kapasitesine bakar. Karar, koşullar değişirse yeniden düzenlenebilir.

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimine ilişkin hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Evlilik sürdükçe ana ve baba velayeti birlikte kullanır; ortak hayata son verilmişse veya ayrılık kararı varsa hâkim velayeti eşlerden birine verebilir; boşanmada velayet, çocuğun bırakıldığı tarafa aittir (Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 336). Ana ve baba evli değilse velayet kural olarak anaya aittir (TMK m. 337).

Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim tarafların talepleriyle bağlı değildir ve gerekli araştırmayı kendiliğinden yapar. Anlaşmalı boşanmada bile hâkim, çocukların menfaatini gözeterek taraflarca hazırlanan düzenlemede değişiklik yapabilir (TMK m. 166/3).

Mahkemenin temel ölçütü: çocuğun üstün yararı

Boşanma veya ayrılığa karar veren mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra velayeti ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m. 182). Ölçüt, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3’te ifadesini bulan çocuğun üstün yararıdır. Yargıtay’a göre bu yarar belirlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimi gözetilir; ebeveynlerin boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları ise ancak çocuğun yararını etkilediği ölçüde dikkate alınır (Yargıtay 2. HD, 20.01.2025, 2024/3790 E., 2025/421 K.).

Uygulamada mahkemenin özellikle incelediği konular şunlardır:

  • Çocuğun bakımını bugüne kadar fiilen kimin üstlendiği ve çocuğun alıştığı yaşam düzeni,
  • Ebeveynin çalışma düzeni, çocuğa ayırabileceği zaman ve aileden alabileceği destek,
  • Konut, okul, sağlık hizmetleri ve sosyal çevrenin sürekliliği,
  • Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması (Yargıtay aynı kararda bu ilkeyi ayrıca vurgulamıştır),
  • Şiddet, bağımlılık, ağır ihmal veya çocuğu tehlikeye sokan başka bir durumun bulunup bulunmadığı,
  • Ebeveynin, çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini destekleyip desteklemediği,
  • İdrak çağındaki çocuğun görüşü.

Boşanmada kusurlu olmak tek başına velayetin kaybedilmesi sonucunu doğurmaz; belirleyici olan, ebeveynin davranışının çocuğa etkisidir.

Sosyal inceleme raporu ve çocuğun dinlenmesi

Aile mahkemeleri, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 5 uyarınca adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır. Uzman ebeveynlerle ve çocukla görüşür, gerektiğinde ev ziyareti yapar ve velayetin kime verilmesinin çocuğun yararına olacağı konusunda görüş bildirir. Yargıtay, gerekli durumlarda idrak çağındaki çocuk dinlenmeden ve psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyetten rapor alınmadan verilen velayet kararlarını eksik inceleme gerekçesiyle bozmaktadır (2024/3790 E., 2025/421 K.). Rapor hâkimi bağlamaz, ancak rapordan ayrılan kararın gerekçesi gösterilmelidir. Taraflar rapora karşı beyanda bulunabilir, eksik veya çelişkili raporda yeni inceleme isteyebilir; uzmanlar hâkimin reddi sebepleriyle reddedilebilir.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 12 ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 3 ve 6, idrak çağındaki çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve bu görüşe gereken önemin verilmesini öngörür; TMK m. 339 da ana ve babanın önemli konularda çocuğun düşüncesini olabildiğince göz önünde tutmasını ister. Kanunda sabit bir yaş sınırı yoktur; idrak çağı çocuğun yaşı ve gelişimine göre değerlendirilir.

Çocuğun tercihi hâkimi bağlamaz. Yargıtay’ın ifadesiyle, “Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.” (2024/3790 E., 2025/421 K.). Ancak bu durumda gerekçe somut olmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026 yılında verdiği bir kararda, çocuğun görüşünün net biçimde alınmasını, olası sonuçlar hakkında bilgilendirilmesini ve görüşün aksine karar verilecekse bunun gerekçelerinin uzmanlarca somut biçimde ortaya konulmasını istemiştir (2026/1871 E., 2026/4287 K.).

Ortak velayet

TMK, boşanmadan sonra velayetin ebeveynlerce birlikte kullanılmasını açıkça düzenlemez. Yargıtay, 6684 sayılı Kanunla onaylanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 7 No.lu Protokol m. 5’teki eşler arasında eşitlik ilkesine dayanarak ortak velayetin Türk hukukunda uygulanabileceğini kabul etmiştir.

Anayasa Mahkemesi ise taraflardan hiçbirinin açıkça talep etmediği, annenin karşı çıktığı ortak velayet düzenlemesini aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır (Hilal Erdaş, B. No: 2018/27658, 06.10.2021). Kararda, ortak velayetin çocuğun yararına olduğunun uzman raporu gibi objektif verilere dayandırılması, ebeveynlerin ve dinlenebilecek yaştaki çocuğun görüşünün alınması ve ebeveynler arasında bu konuda ihtilaf bulunup bulunmadığının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu nedenle ortak velayet uygulamada çoğunlukla ebeveynlerin anlaştığı ve iş birliği yapabildiği dosyalarda, özellikle anlaşmalı boşanma protokolleriyle kurulmaktadır. Protokolde çocuğun hangi ebeveynle yaşayacağı, diğer ebeveynle kişisel ilişki ve bakım giderlerine katılım ayrıca ve açıkça düzenlenmelidir.

Kişisel ilişki ve kararların yerine getirilmesi

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m. 323); Anayasa m. 41 de çocuğun, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma hakkını güvence altına alır. Düzenlemede çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur (TMK m. 182). Her iki ebeveyn de diğerinin çocukla ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür; çocuğun huzuru tehlikeye girerse veya ebeveyn çocukla ciddi olarak ilgilenmezse kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir ya da kaldırılabilir (TMK m. 324). Şiddet varsa 6284 sayılı Kanun m. 5 uyarınca kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlanmasına veya tümüyle kaldırılmasına karar verilebilir.

7343 sayılı Kanunla 2021’de yapılan değişiklikten sonra, velayet kendisine bırakılan ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir; mahkeme bu sonucu kararında taraflara ihtar eder (TMK m. 182/2, m. 324/3).

Aynı Kanunla çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesi icra dairelerinden alınarak adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine verilmiştir (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A vd.). Süreç şöyle işler:

  • Karara rızayla uyulmazsa hak sahibi, çocuğun yerleşim yerindeki müdürlüğe başvurur; müdürlük yükümlüye ulaşarak çocuğun belirlenen gün ve saatte teslim yerine getirilmesini bildirir.
  • Yükümlü uymazsa kendisine teslim emri tebliğ edilir. Teslim, müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi uzmanlar veya öğretmen eliyle yapılır; çocuk teslimine ilişkin kararlarda gerekirse kolluktan yardım alınır.
  • Müdürlüğün önerisiyle aile mahkemesi çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbirine karar verebilir.
  • Müdürlük işlemlerine karşı bir hafta içinde aile mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir (m. 41/E).
  • Teslim emrine aykırı davranana, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine aile mahkemesince disiplin hapsi verilir: çocuk teslimine ilişkin emirde üç aya kadar, kişisel ilişkiye ilişkin emirde üç günden on güne kadar; kişisel ilişki süresi sonunda çocuğu geri getirmeyen hak sahibi için de üç aya kadar (m. 41/F).

Ebeveynlerin hazırlaması gerekenler

  • Bakımı kimin üstlendiğini gösteren belgeler: Okul kayıtları, veli toplantıları, sağlık ve aşı kayıtları, öğretmen veya doktorla yazışmalar.
  • Somut bir yaşam planı: Çocuğun kalacağı konut, okulu, çalışma saatleriniz ve işteyken çocuğa kimin bakacağı.
  • Risk iddiaları için delil: Şiddet, bağımlılık veya ihmal ileri sürülüyorsa raporlar, koruma kararları ve tanıklar. Soyut suçlamalar uzman raporunda karşılık bulmaz.
  • Gerçekçi bir kişisel ilişki önerisi: Diğer ebeveyn için önerdiğiniz düzenin çocuğun yaşına ve okul düzenine uygun olması, iş birliğine açık olduğunuzu gösterir.
  • Uzman görüşmesine doğru yaklaşım: Çocuğu yönlendirmemek, onu ebeveynler arasındaki çekişmeye taraf yapmamak ve diğer ebeveyn hakkında çocuğun yanında olumsuz konuşmamak. Yönlendirme izlenimi raporda aleyhe değerlendirilebilir.
  • Geçici kararlara uymak: Dava sırasında verilen geçici kişisel ilişki kararına uyulmaması, nihai karar ve TMK m. 324/3 bakımından aleyhe sonuç doğurabilir.

Sık sorulan sorular

Dava sürerken çocuk kimde kalır?

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Bu kapsamda çocuğun dava süresince kimin yanında kalacağı, diğer ebeveynle geçici kişisel ilişki ve tedbir nafakası belirlenir. Geçici karar nihai velayet kararını bağlamaz, ancak çocuğun fiilen alıştığı düzen sonraki değerlendirmede dikkate alınır.

Velayet sonradan değiştirilebilir mi?

Evet. Boşanmadan sonra ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim re’sen ya da ebeveynlerden birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m. 183); durum değiştiğinde çocuğun korunmasına ilişkin önlemler yeni koşullara uyarlanır (TMK m. 351). Velayetin değiştirilmesi davasında da uzman raporu alınır ve idrak çağındaki çocuk dinlenir.

Yeniden evlenen ebeveyn velayeti kaybeder mi?

Yeniden evlenme tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmez; ancak çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebilir (TMK m. 349). Belirleyici olan, yeni aile düzeninin çocuğa etkisidir.

Büyükanne ve büyükbaba çocukla görüşme isteyebilir mi?

Olağanüstü hâllerin varlığı ve çocuğun menfaatine uygun düşmesi koşuluyla başta hısımlar olmak üzere diğer kişilere de kişisel ilişki hakkı tanınabilir (TMK m. 325). Kişisel ilişkiye ilişkin düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (TMK m. 326).

Dayanak mevzuat

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 41
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166/3, 169, 182, 183, 323–326, 336, 337, 339, 349, 351
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 5
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A–41/F
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 5
  • 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3, 12; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 3, 6; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 7 No.lu Protokol m. 5
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.01.2025, 2024/3790 E., 2025/421 K.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2026/1871 E., 2026/4287 K.
  • Anayasa Mahkemesi, Hilal Erdaş, B. No: 2018/27658, 06.10.2021
Bu makale işinize yaradı mı?
2,2 / 5 · 10 değerlendirme

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış.

Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.
Bu konuda sorunuz mu var?
Sorunuz bu makaleyle ilişkilendirilerek yayımlanır.
Soru sor