Türk Medeni Kanunu m. 336 uyarınca boşanma veya ayrılık durumunda velayet hâkim tarafından eşlerden birine verilir. TMK m. 182 gereğince mahkeme velayeti ve kişisel ilişkiyi düzenlerken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından menfaatlerini esas alır. Aynı madde, velayet kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğunu açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla eşinizin çalışmıyor olması, velayeti alamayacağı anlamına gelmez. Zira sizin sağlayacağınız gelir, mahkemenin bağlayacağı nafaka yoluyla çocuğun bakımında kullanılabilir.
Mahkeme 7 yaşındaki bir çocuk için karar verirken; çocuğun alıştığı sosyal çevreyi, duygusal gelişimini, ebeveynlerin çocuğa ayırabileceği vakti ve bakım kabiliyetini değerlendirir. Yargılama sürecinde genellikle psikolog, pedagog veya sosyal hizmet uzmanından oluşan heyet devreye girer. Bu uzmanlar anne, baba ve çocukla görüşerek çocuğun üstün yararının hangi tarafta kalmakta olduğunu belirten bir sosyal inceleme raporu hazırlar.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/6921, K. 2018/13379, T. 22.11.2018 tarihli kararında da velayetin düzenlenmesinde asıl olanın çocuğun üstün yararı olduğunu açıkça vurgulamıştır.
Bu süreçte atmanız gereken pratik adımlar şunlardır:
- Mahkemeye çocuğun eğitim, bakım ve sağlık süreçleriyle doğrudan ilgilendiğinizi gösteren bilgi ve belgeleri sunun.
- Çocuğun çalışma temponuz içerisinde ihmal edilmeyeceğini, ona yeterli ve kaliteli zaman ayırabileceğinizi ispatlayacak günlük yaşam planınızı hazırlayın.
- Mahkeme uzmanıyla yapılacak görüşmelerde ekonomik üstünlüğünüzden ziyade çocukla kurduğunuz duygusal bağı, onun gelişimine sunacağınız katkıları anlatın.
- Varsa çocuğun okul kayıtları, sağlık raporları ve sosyal aktivitelerine katılımınızı belgeleyen evrakları dava dosyasına ekleyin.
Unutulmamalıdır ki velayet davalarında kesin bir kural bulunmamakta olup, davanın sonucu somut olayın özelliklerine, toplanan delillere ve uzman raporlarına göre değişebilir.