Hukuki dayanak: Türk Medeni Kanunu'nun 325. maddesine göre olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. Dava, kardeşinizin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde, velayet sahibi olan üvey anneniz aleyhine açılır. Aile mahkemesi davalarında dava öncesi arabuluculuk zorunlu değildir.
Olağanüstü hâl ne demek: Kanun bunu tanımlamamıştır; her olayın özelliğine bakılır. Babanızın vefatı, kardeşinizle daha önce düzenli görüşmeniz, aranızdaki bağın kopmasının çocuğa zarar verebileceği gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Mahkeme sosyal inceleme raporu alır ve kardeşinizin yaşı uygunsa onun görüşünü de dinler.
Emsal: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2025 tarihli, 2025/4540 E., 2025/7490 K. sayılı kararında, ablanın küçük kardeşiyle kişisel ilişki kurulması talebini ilk derece mahkemesi kabul etmiş, ancak Yargıtay "davacı abla açısından 4721 sayılı Kanun'un 325 inci maddesi kapsamında olağanüstü halin varlığının kanıtlanamadığı anlaşılmıştır" diyerek kararı bozmuş; idrak çağındaki çocuğun görüşmek istemediğine dair beyanının da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Yani kardeşlik bağı tek başına yeterli görülmeyebilir; olağanüstü hâli somut olarak ortaya koymanız gerekir.
Ne yapmalısınız:
- Önce aile büyükleri aracılığıyla, kısa ve üvey annenizin de bulunacağı görüşmeler önererek uzlaşmayı deneyin.
- Geçmişte birlikte geçirdiğiniz zamanı gösteren fotoğraflar, mesajlar ve tanıkları toplayın.
- Babanızın vefatından sonra kardeşiniz için ailesinden kalan bağların önemini dilekçenizde açıkça anlatın.
- Talebinizi ılımlı tutun; örneğin ayda bir veya iki kez, gündüz saatlerinde görüşme istemek mahkemenin kabulünü kolaylaştırır.
Bu davalarda belirleyici olan sizin değil kardeşinizin yararıdır; dilekçenizi bu bakış açısıyla hazırlamanızı öneririm.