Hatalı tedavide sözleşmeye dayalı taleplerde beş yıllık süre, TBK m. 72 haksız fiil ve uzamış ceza zamanaşımı, sürenin başlangıcı, arabuluculukta durma, kısmi dava ve kamu hastanelerinde İYUK m. 13 süreleri.
Malpraktis davalarında en sık rastlanan ret sebeplerinden biri, tıbbi hatanın ispat edilememesi değil, sürenin kaçırılmasıdır. Hastalar çoğu zaman tedavinin bitmesini, kesin maluliyet raporunu veya ceza dosyasının sonucunu bekler; bu sırada sözleşmeden doğan alacak, haksız fiil tazminatı ya da idareye başvuru süresi dolabilir. Hangi sürenin uygulanacağı, davalının kim olduğuna ve talebin hukuki dayanağına göre değişir.
Aşağıda özel hastane ve hekime karşı açılan davalardaki zamanaşımı süreleri, uzamış ceza zamanaşımı, sürenin ne zaman başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sebepler ile kamu hastanelerine karşı idari yargıdaki süreler sırasıyla ele alınmaktadır.
Sözleşmeye dayalı talepler: beş yıl
Yargıtay, hekim ve özel hastane ile hasta arasındaki ilişkiyi vekâlet sözleşmesi olarak nitelendirir (6098 sayılı TBK m. 502 vd.). Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146); ancak vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına bağlanmıştır (TBK m. 147/5). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, özen borcuna aykırılıktan doğan tazminat taleplerinde de bu beş yıllık süreyi uygulamaktadır. Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149).
Bu süreler sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148). Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161); yani davalı cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmazsa süre geçmiş olsa da dava esastan incelenir.
Haksız fiil zamanaşımı ve uzamış ceza zamanaşımı
Hatalı tedavi aynı zamanda hastanın vücut bütünlüğüne yönelik bir haksız fiildir. Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu daha uzun süre uygulanır (TBK m. 72/1). Bir sorumluluk birden çok sebebe dayanıyorsa hâkim, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sebebe göre karar verir (TBK m. 60).
Uzamış zamanaşımı için ceza davası açılmış veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması gerekmez; fiilin suç niteliği taşıması yeterlidir. Ceza zamanaşımı, suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir (5237 sayılı TCK m. 66/4):
| Fiil | Kanundaki ceza | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|
| Taksirle öldürme (TCK m. 85/1) | 2 yıldan 6 yıla kadar hapis | 15 yıl (TCK m. 66/1-d) |
| Taksirle yaralama (TCK m. 89/1) | 4 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası | 8 yıl (TCK m. 66/1-e) |
| Ağır neticeli taksirle yaralama (TCK m. 89/2-3) | Birinci fıkradaki ceza yarı oranında veya bir kat artırılır; üst sınır beş yılı aşmaz | 8 yıl (TCK m. 66/1-e) |
Taksirle yaralamanın cezası 7571 sayılı Kanunla (24.12.2025) artırılmıştır; olay tarihindeki ceza ile bugünkü ceza farklıysa hesap dikkatle yapılmalıdır. Taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi, fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı aydır (TCK m. 89/5, m. 73/1). Bu süre ceza soruşturmasına ilişkindir; tazminat davasındaki zamanaşımıyla karıştırılmamalıdır.
Süre ne zaman başlar?
İki yıllık süre "zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi" ile başlar. Bedensel zararda zarar çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz: tedavi sürer, sekel kalıp kalmayacağı ve maluliyet oranı ancak aylar sonra belli olur. Mahkemeler, zararın kapsamının ancak maluliyet veya hesap raporuyla öğrenilebildiği hâllerde, sonradan artırılan kısım için de zamanaşımının dolmadığını kabul etmektedir. Ne var ki bu esneklik, hiç dava açmadan beklemeyi güvenceye almaz. Beş yıllık sözleşme süresi ve on yıllık haksız fiil üst sınırı, öğrenmeden bağımsız olarak işlemeye devam eder.
Belirsiz alacak davası 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldığından, kesin miktar bilinmeden dava açmanın güncel yolu kısmi davadır. Alacağın bir kısmı dava edildiğinde talep, aynı davada bir defaya mahsus olarak tahkikatın sonuna kadar artırılabilir ve artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır (6100 sayılı HMK m. 109/4). Bu nedenle tedavi sürerken bile kısmi dava açmak, süre riskini büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Zamanaşımını kesen ve durduran sebepler
- Kesilme: Borçlunun borcu ikrar etmesi veya alacaklının dava açması, icra takibi yapması zamanaşımını keser (TBK m. 154). Kesilmeyle yeni bir süre başlar (TBK m. 156).
- Arabuluculuk: Özel hastaneye karşı açılacak davalarda tüketici uyuşmazlığı nedeniyle arabuluculuk dava şartıdır. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A-15).
- Şikâyet ve ceza soruşturması: Savcılığa şikâyet, hukuki tazminat istemi bakımından TBK m. 154'te sayılan bir kesme sebebi değildir. Ceza dosyasının sonucunu beklemek riskli bir tercihtir.
Kamu hastaneleri: İYUK m. 13 süreleri
Devlet hastanesi veya devlet üniversitesi hastanesindeki hatalı tedavi idari eylemdir. Zarar gören, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmak zorundadır; başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi üzerine altmış günlük dava süresi işler (2577 sayılı İYUK m. 13/1, m. 7/1). Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden incelenir; idari yargıda belirleyici olan, TBK'daki zamanaşımı değil İYUK'taki sürelerdir. Görevsiz adli yargıya açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse sonraki idari davada başvuru şartı aranmaz (İYUK m. 13/2); buna karşılık hekime açılıp husumetten reddedilen dava, idareye karşı sonradan açılacak davada ciddi bir süre aşımı tartışması doğurabilir.
Pratik kontrol listesi
- Tedavinin yapıldığı kurum kamu mu, özel mi? Yol buna göre ayrılır.
- Özel hastanede: müdahale tarihinden itibaren beş yıl dolmadan arabulucuya başvurun; fiil taksirle yaralama veya öldürme niteliğindeyse uzamış süreyi ayrıca hesaplayın, ama ona güvenerek beklemeyin.
- Kamu hastanesinde: öğrenmeden itibaren bir yıl dolmadan idareye yazılı başvuru yapın.
- Maddi ve manevi tazminatı aynı başvuru ve dava içinde isteyin.
- Kesin miktar belli değilse kısmi dava açın ve HMK m. 109/4'teki artırım hakkını kullanın.
Emsal kararlar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 14.10.2024, 2023/2982 E., 2024/3055 K. Beyin kanaması nedeniyle 2011 yılında özel hastanede ameliyat edilen hasta, kanamanın doğuştan bir hastalığa bağlandığı teşhisin yanlış olduğunu ileri sürerek 2021 yılı sonunda dava açmıştı. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davayı on yıllık genel süre geçtiği için reddetmişti. Yargıtay sonucu doğru buldu, ancak gerekçeyi düzeltti: “Dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince vekalet sözleşmesinde zamanaşımı süresi 5 yıldır.” Karar, özel hastaneye karşı sözleşmeye dayalı taleplerde esas alınması gereken sürenin beş yıl olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 15.05.2024, 2024/311 E., 2024/1697 K. 2012 yılında prematüre doğan ikizlerde göz muayenesinin geciktirilmesi sonucu ileri derecede görme kaybı oluşmuştu. Bölge adliye mahkemesi, vekâlet ilişkisinin beş yıllık süreye tabi olduğunu kabul etmekle birlikte, ilişkinin aynı zamanda haksız fiil oluşturduğunu, uzamış zamanaşımı için ceza davası açılmasının şart olmadığını, eylemin TCK m. 89/3-a kapsamında olduğunu ve TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık sürenin uygulanacağını belirtti. İlk derece mahkemesi ayrıca ıslahla artırılan kısım için sürenin, maddi kaybın tam olarak öğrenildiği bilirkişi raporunun tebliğiyle başladığını kabul etmişti. Yargıtay, hekimlerin ve hastanenin tüm temyiz itirazlarını reddetti; hükmü yalnızca harç yönünden düzelterek onadı.
Danıştay 10. Daire, 28.04.2021, 2019/6005 E., 2021/2152 K. 2008 yılında bir devlet hastanesinde gerçekleşen doğumda bebeğin ağır engelli kaldığı iddiasıyla aile önce maddi tazminat için adli yargıda, görevsizlik üzerine idari yargıda dava açmıştı. Manevi tazminat ise ayrı bir davayla 2018 yılında istendi. Aile, kusurun ancak 2016 tarihli üniversite raporuyla kesin olarak öğrenildiğini savundu. İdare mahkemesi manevi tazminat davasını İYUK m. 13'teki süreler geçtikten sonra açıldığı için süre aşımından reddetti; Danıştay bu kararı onadı. Karar, aynı olaydan doğan taleplerin birlikte ve süresinde ileri sürülmesinin önemini göstermektedir.
Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 06.05.2026 tarihli, 2025/5817 E., 2026/2817 K. sayılı kararında, 2016 doğumlu çocuğa ilişkin gebelik takibindeki tanı eksikliği iddiasıyla 2024 yılında açılan davada, ilişkinin vekâlet sözleşmesi olduğunu ve zamanaşımının dolduğunu belirten kararı, on yıllık ve uzamış zamanaşımı itirazlarına rağmen onamıştır.
Sık sorulan sorular
Özel hastaneye karşı dava için kaç yılım var?
Yargıtay sözleşmeye dayalı talepler için beş yıllık süreyi uygular (TBK m. 147/5). Fiil taksirle yaralama veya öldürme suçunu oluşturuyorsa haksız fiil hükümleri üzerinden sekiz veya on beş yıllık uzamış süre gündeme gelebilir; ancak bu, somut olayın değerlendirilmesine bağlıdır.
Kesin maluliyet raporunu beklemeli miyim?
Hayır. Kısmi dava açıp rapordan sonra talebi bir defaya mahsus artırabilirsiniz (HMK m. 109/4). Raporu beklemek, beş yıllık ve on yıllık sürelerin dolması riskini doğurur.
Devlet hastanesinde süreler daha mı kısa?
Evet. İdareye, eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıl içinde başvurulmalıdır (İYUK m. 13/1). Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Arabuluculuk süreci zamanaşımını etkiler mi?
Evet. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar geçen sürede zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A-15).
Dayanak mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 60, m. 72, m. 146, m. 147/5, m. 148, m. 149, m. 154, m. 156, m. 161
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66, m. 73, m. 85, m. 89
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109/4 (m. 107, 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır)
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-15
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7, m. 13
- Yargıtay 3. HD, 14.10.2024, 2023/2982 E., 2024/3055 K.
- Yargıtay 3. HD, 15.05.2024, 2024/311 E., 2024/1697 K.
- Danıştay 10. D, 28.04.2021, 2019/6005 E., 2021/2152 K.
- Yargıtay 3. HD, 06.05.2026, 2025/5817 E., 2026/2817 K.
Yazar hakkında
Bu konudaki diğer makaleler
- Hastane enfeksiyonları ve sterilizasyon eksikliğinde sorumlulukTıbbi Malpraktis28 Ekim 2026
- Diş hekimliğinde hatalı tedavi: implant, kanal ve diş çekimiTıbbi Malpraktis27 Ekim 2026
- Malpraktis davalarında bilirkişi: Adli Tıp raporu ve itirazTıbbi Malpraktis26 Ekim 2026
- Estetik ameliyatlarda hekimin sorumluluğu ve sonuç taahhüdüTıbbi Malpraktis25 Ekim 2026
- Tanı hatası ve geç teşhiste hekimin sorumluluğuTıbbi Malpraktis24 Ekim 2026
Yorumlar (0)
Bu makaleye henüz yorum yapılmamış.
Sorunuz bu makaleyle ilişkilendirilerek yayımlanır.