İçeriğe geç
Ana Sayfa › Makaleler › Tıbbi Malpraktis

Hastane enfeksiyonları ve sterilizasyon eksikliğinde sorumluluk

Hukuksal.TR makale · Tıbbi Malpraktis · 8 görüntülenme · Okuma süresi yaklaşık 7 dakika · Faydalı oldu mu? Oy verin

Ameliyat sonrası ve yoğun bakımda gelişen hastane enfeksiyonlarında hastanenin organizasyon kusuru ve idarenin hizmet kusuru, enfeksiyonun önlenebilirliği, ispat yükü, kayıtların ve bilirkişi heyetinin önemi.

Hastane enfeksiyonu, hastanın hastaneye başvurduğu sırada bulunmayan ve tedavi sürecinde, örneğin ameliyat sonrasında, yoğun bakımda ya da invaziv bir işlemden sonra ortaya çıkan enfeksiyondur. Yara yeri enfeksiyonu, katarakttan sonra göz içi enfeksiyonu, yoğun bakımda dirençli bakterilerle gelişen zatürre ve kan dolaşımı enfeksiyonları tipik örneklerdir.

Her hastane enfeksiyonu hukuki sorumluluk doğurmaz. Bağışıklığı zayıf, uzun süre yoğun bakımda yatan veya ağır travma geçirmiş hastalarda tüm önlemler alınsa bile enfeksiyon gelişebilir. Hukuken belirleyici olan; enfeksiyonun önlenebilir olup olmadığı, hastanenin sterilizasyon, hijyen ve izolasyon kurallarını uygulayıp uygulamadığı ve enfeksiyon ortaya çıktıktan sonra zamanında ve doğru tedavi edilip edilmediğidir.

Hukuki dayanak: kişisel kusur değil, organizasyon kusuru

Enfeksiyon davalarının belirgin özelliği, sorumluluğun çoğu zaman tek bir hekimin hatasına değil, kurumun işleyişine dayanmasıdır. Sterilizasyonun kim tarafından, hangi cihazla ve nasıl yapıldığı, ameliyathane ve yoğun bakım temizliği, el hijyeni, dirençli bakteri taşıyan hastaların ayrı tutulması gibi konular hastane yönetiminin sorumluluğundadır.

Özel hastanelerde hasta ile hastane arasındaki tedavi ilişkisi bakımından hastane, hem kendi organizasyon borcunu ihlalinden hem de hekim, hemşire ve diğer personelin işi yürütürken verdikleri zarardan sorumludur (6098 sayılı TBK m. 116). Tedaviyi yürüten hekimin sorumluluğu ise vekilin özen borcuna dayanır (TBK m. 502, m. 506). Yargıtay kararlarında hastanenin bu sorumluluğu organizasyon ve yönetim kusuru olarak nitelendirilmektedir.

Kamu hastanelerinde ise sorumluluk idarenin hizmet kusuruna dayanır. Danıştay hizmet kusurunu, hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlamakta; idarelerin hizmeti yeterli araç gereçle donatılmış tesislerde, yetişmiş personelle yürütmekle yükümlü olduğunu vurgulamaktadır. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür (Anayasa m. 125); dava hekime değil idareye karşı açılır (Anayasa m. 129/5) ve öncesinde idareye başvuru şarttır (2577 sayılı İYUK m. 13). Bu usul kamu hastanelerine ilişkin yazıda ayrıca anlatılmaktadır.

Enfeksiyon önlenebilir miydi?

Mahkemelerin ve bilirkişilerin cevaplaması gereken temel sorular şunlardır:

  • Enfeksiyonun etkeni nedir ve hasta bu etkeni hangi aşamada, hangi işlem sırasında almış olabilir?
  • Aynı dönemde aynı serviste veya aynı gün ameliyat edilen başka hastalarda aynı etken görülmüş müdür?
  • Sterilizasyon ve dezenfeksiyon süreçleri kurallara uygun yürütülmüş müdür; buna ilişkin kayıtlar var mıdır?
  • Dirençli bakteri saptanan hastalar izolasyona alınmış mıdır, alınmışsa ne zaman?
  • Enfeksiyon belirtileri zamanında fark edilmiş, kültür alınmış ve antibiyogram sonucuna uygun tedavi uygulanmış mıdır?

Aynı gün ameliyat edilen birden fazla hastada aynı enfeksiyonun gelişmesi veya aynı yoğun bakımda aynı bakterinin birden çok hastada üremesi, sorunun hastanın kendisinden değil ortamdan veya süreçten kaynaklandığına dair güçlü bir göstergedir. Yargıtay, böyle bir olayda sterilizasyon ve dezenfeksiyon aşamasındaki hata nedeniyle hastanenin sorumluluğunu kabul eden kararı onamıştır.

Enfeksiyonun kaynağı belirlenemese bile sorumluluk ortadan kalkmayabilir. Enfeksiyon bulguları bulunan bir hastanın buna rağmen ameliyata alınması veya ameliyattan sonra erken taburcu edilmesi, enfeksiyonun nereden kaynaklandığından bağımsız olarak hekimin ve onu çalıştıran hastanenin kusuru sayılabilir. Bu, enfeksiyon davalarında kaynağın tespiti kadar enfeksiyonun yönetiminin de önemli olduğunu gösterir; komplikasyon ile malpraktis ayrımı ayrı bir yazıda ele alınmaktadır.

İspat yükü ve kayıtlar

Genel kurala göre ispat yükü, iddia edilen vakıadan lehine hak çıkaran taraftadır (6100 sayılı HMK m. 190). Ancak enfeksiyon davalarında ispata yarayan belgelerin neredeyse tamamı hastanenin elindedir: kültür ve antibiyogram sonuçları, hemşire gözlem formları, sterilizasyon kayıtları, enfeksiyon kontrol komitesi tutanakları ve aynı dönemdeki enfeksiyon verileri. Hastanın bu belgelere kendi imkânlarıyla ulaşması çoğu zaman mümkün değildir.

Yargı kararları bu dengesizliği dikkate almaktadır. Danıştay, hastane enfeksiyonu iddiasına ilişkin bir davada enfeksiyon kontrol komitesi raporlarının, kültür sonuçlarının, gözlem formlarının ve aynı dönemde aynı yoğun bakımda yatan diğer hastaların izolasyon kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini belirtmiştir. İdari yargıda mahkeme her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar ve gerekli evrakı taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir (İYUK m. 20). Yargıtay da hasta kayıtlarının tutulmaması veya mahkemeye sunulamamasını hastanenin organizasyon kusuru olarak değerlendirmektedir.

Bilirkişi incelemesinde heyetin oluşumu kritik önemdedir. Enfeksiyon iddiasının, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı bulunmayan bir heyetçe incelenmesi raporu tartışmalı hâle getirir. Rapor, enfeksiyonun kaynağı, önlenebilirliği ve tedavinin yeterliliği konusunda somut veriye dayanmıyorsa itiraz edilmeli ve ek veya yeni rapor istenmelidir.

Onam formunda enfeksiyon riskinin yazılı olması

Hastanelerin sık başvurduğu savunma, onam formunda enfeksiyon riskinin yazılı olduğudur. Hastaya muhtemel komplikasyonlar hakkında bilgi verilmesi zorunludur (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15) ve bu bilginin verilmemesi ayrı bir sorumluluk sebebidir. Ancak aydınlatma, hastanın kaçınılmaz riski kabul etmesi anlamına gelir; sterilizasyon eksikliği veya hijyen kurallarına uyulmaması gibi önlenebilir bir hatanın sonuçlarına katlanmayı kabul etmesi anlamına gelmez.

Pratik öneriler ve sık yapılan hatalar

  • Epikriz, kültür ve antibiyogram sonuçları ile ameliyat notu vakit geçirilmeden istenmelidir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16).
  • Dava dilekçesinde enfeksiyon kontrol komitesi kayıtlarının, sterilizasyon kayıtlarının ve aynı dönemdeki enfeksiyon verilerinin getirtilmesi açıkça talep edilmelidir.
  • Aynı gün ameliyat olan veya aynı serviste benzer şikâyet yaşayan başka hastalardan haberdar olunmuşsa bu bilgi dosyaya taşınmalıdır.
  • Bilirkişi heyetinde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı bulunmasının istenmemesi sık yapılan bir hatadır.
  • Yalnızca ameliyatı yapan hekimin hasım gösterilmesi de hatadır; organizasyon kusurunda asıl sorumlu kurumdur.

Tazminat kalemleri genel kurallara tabidir: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün kaybı (TBK m. 54), manevi tazminat (TBK m. 56) ve ölüm hâlinde destekten yoksun kalma ile cenaze giderleri (TBK m. 53).

Emsal kararlar

Danıştay 10. Daire, 24.11.2020, 2019/6558 E., 2020/5274 K. Yüksekten düşerek yaralanan ve bir üniversite hastanesinin reanimasyon yoğun bakımında tedavi gören hasta, burada birden fazla bakteriyle gelişen enfeksiyon sonrasında vefat etmişti. İdare mahkemesi, kusur bulunmadığı yönündeki Adli Tıp Kurumu raporuna dayanarak davayı reddetmişti. Daire; raporun bakterilerin hangi aşamada ve neden ürediğini, izolasyon uygulanıp uygulanmadığını ve tedavinin yeterliliğini tartışmadığını, enfeksiyon hastalıkları uzmanı katılımı olmadan hazırlandığını belirterek kararı bozmuştur. Kararda “somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.” denilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 15.02.2024, 2023/1273 E., 2024/632 K. Özel bir hastanede katarakt ameliyatı olan hastada göz içi enfeksiyonu (endoftalmi) gelişmiş ve hastanın o gözünde ağır görme kaybı oluşmuştu. Hastanenin enfeksiyon komitesi tutanaklarında aynı gün yapılan iki göz ameliyatında endoftalmi geliştiği kayıtlıydı; ayrıca hekim, hastanede tedavi ekipmanı bulunmadığı hâlde sevki gereği gibi organize etmemişti. Daire, Adli Tıp raporlarının yeterli olduğunu ve “aynı tarihte ameliyat edilen iki hastada da sterilizasyon ve dezenfeksiyon aşamalarında oluşan hatada idarenin sorumluluğunun bulunduğu” tespitini esas alarak hastane ve hekim aleyhine verilen tazminat kararını onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 28.01.2025, 2024/3856 E., 2025/532 K. Bel fıtığı nedeniyle önce bir tıp merkezinde enjeksiyon yapılan, ardından başka bir hastanede ameliyat edilen hasta, odağı belirlenemeyen enfeksiyon ve komplikasyonlar sonucu vefat etmişti. Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu, ameliyat günü enfeksiyon bulguları bulunan hastanın ameliyata alınmaması ve ertesi gün taburcu edilmemesi gerektiğini belirtmişti. Daire, hekimin ve ameliyatın yapıldığı hastanenin organizasyon ve yönetimdeki kusur nedeniyle sorumluluğunu kabul etmiş; enjeksiyonu yapan tıp merkezine ise enfeksiyonun orada başladığı ispatlanamadığından kusur yüklenemeyeceğini belirterek bu davalı yönünden kararı bozmuştur.

Sık sorulan sorular

Ameliyattan sonra enfeksiyon kaptım; hastane otomatik olarak sorumlu mudur?

Hayır. Enfeksiyonun önlenebilir olduğu, gerekli önlemlerin alınmadığı veya enfeksiyonun zamanında ve doğru tedavi edilmediği ortaya konmalıdır. Ancak bu konudaki belgelerin hastanede bulunması ve kayıt eksikliğinin hastane aleyhine değerlendirilebilmesi, hastanın ispat yükünü pratikte hafifletir.

Onam formunda enfeksiyon riski yazıyordu; dava açabilir miyim?

Evet. Formdaki ibare, kaçınılmaz riskin kabulüdür. Enfeksiyon sterilizasyon eksikliği, hijyen kurallarına uyulmaması veya geç tanı gibi önlenebilir bir sebepten doğmuşsa onam formu hastaneyi sorumluluktan kurtarmaz.

Enfeksiyonun hangi hastanede başladığı bilinmiyorsa ne olur?

Kaynağı ispatlanamayan kurum bakımından sorumluluk kurulamayabilir. Buna karşılık enfeksiyon belirtilerine rağmen hastayı ameliyata alan veya erken taburcu eden hekim ve hastane, kaynaktan bağımsız olarak kendi kusurlu yönetimleri nedeniyle sorumlu tutulabilir.

Aynı dönemde başka hastaların da enfeksiyon kaptığını nasıl ispatlarım?

Mahkemeden hastanenin enfeksiyon kontrol komitesi tutanaklarının ve ilgili döneme ait enfeksiyon kayıtlarının getirtilmesini isteyebilirsiniz. Danıştay da bir kararında, aynı dönemde aynı yoğun bakımda yatan diğer hastaların izolasyon kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53, 54, 56, 116, 502, 506
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 125, 129/5
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13, 20
  • Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15, 16
  • Danıştay 10. Daire, 24.11.2020, 2019/6558 E., 2020/5274 K.
  • Yargıtay 3. HD, 15.02.2024, 2023/1273 E., 2024/632 K.
  • Yargıtay 3. HD, 28.01.2025, 2024/3856 E., 2025/532 K.

Yazar hakkında

Av. Nisa Kılnamaz Baygün ✓ Doğrulanmış avukat
İstanbul 1 Nolu · Sicil no 88933
194 cevap · 9 makale · Yazarın diğer yazıları
Profili gör Mesajınız doğrudan avukata iletilir.
Bu makale faydalı oldu mu?

Bu konudaki diğer makaleler

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış.

Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.
Bu konuda sorunuz mu var?
Sorunuz bu makaleyle ilişkilendirilerek yayımlanır.
Soru sor
İletişime geçin
Av. Nisa Kılnamaz Baygün
Avukat · İstanbul 1 Nolu · ✓ Doğrulanmış
İlk mesajda T.C. kimlik numarası, dosya numarası veya sağlık bilgisi gibi hassas bilgileri yazmayın.
Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.

Hukuksal.TR yalnızca mesajı iletir; ücret almaz, aracılık etmez. Bu yazışma kendiliğinden avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.