İçeriğe geç
Ana Sayfa › Makaleler › Sağlık Çalışanları

Hekimin cezai sorumluluğu: taksirle öldürme, yaralama, soruşturma izni

Hukuksal.TR makale · Sağlık Çalışanları · 15 görüntülenme · Okuma süresi yaklaşık 8 dakika · Faydalı oldu mu? Oy verin

Hekim hakkında taksirle öldürme ve yaralama suçları, bilinçli taksir, şikâyet ve uzlaştırma, 7571 sayılı Kanunla artan cezalar ile kamu ve özel hastane hekimleri için Mesleki Sorumluluk Kurulundan soruşturma izni.

Tedavi sırasında bir hastanın ölmesi ya da kalıcı bir zarara uğraması, tazminat davalarının yanında ceza soruşturmasını da gündeme getirir. Hekim hakkında çoğunlukla taksirle öldürme (5237 sayılı TCK m. 85) veya taksirle yaralama (TCK m. 89) suçlarından işlem yapılır. Ceza yargılamasının amacı zararı gidermek değil, hekimin kişisel kusurunu tespit edip yaptırım uygulamaktır; bu nedenle ispat ölçütü tazminat davalarına göre daha katıdır.

Son yıllarda iki önemli değişiklik yaşandı: 7406 sayılı Kanunla 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen ek madde 18 ile özel sektörde çalışan hekimler de soruşturma izni sistemine alındı; 7571 sayılı Kanunla (RG 25.12.2025) taksirle yaralamanın cezaları artırıldı.

Taksir, bilinçli taksir ve kusur

Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir (TCK m. 22/2). Hekim bakımından özen ölçüsü, olay tarihinde tıp biliminin kabul ettiği kurallar ve aynı branştaki makul bir hekimden beklenen davranıştır. Bir komplikasyonun gerçekleşmesi tek başına taksir anlamına gelmez; belirleyici olan, gerekli tetkik, konsültasyon, izlem ve müdahalenin zamanında yapılıp yapılmadığıdır.

Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın netice meydana gelmişse bilinçli taksir vardır ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m. 22/3). Riskin farkında olan hekimin gerekli önlemi almadan işleme devam etmesi bu kapsamda tartışılabilir. Birden fazla kişinin taksiriyle meydana gelen neticede herkes kendi kusurundan sorumludur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı belirlenir (TCK m. 22/4-5). Bu kural, acil hekimi, konsültan uzman ve nöbetçi cerrahın birlikte yer aldığı tedavilerde sorumluluğun paylaştırılmasında önem taşır.

Kusur tek başına yetmez; kusurlu davranış ile ölüm veya yaralanma arasında illiyet bağı kurulmalıdır. Uygun tedavi yapılsa bile hastanın kurtulmasının kesin olmadığı durumlarda tartışma yoğunlaşır. Bu noktada Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarının ve gerektiğinde Genel Kurulun raporları belirleyicidir; raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması Yargıtay'ca bozma sebebi sayılmaktadır.

Cezalar ve muhakeme şartları

  • Taksirle öldürme: İki yıldan altı yıla kadar hapis; birden fazla kişinin ölümü veya ölümle birlikte yaralanma hâlinde iki yıldan on beş yıla kadar hapis (TCK m. 85). Soruşturma resen yürütülür, şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz.
  • Taksirle yaralama: 7571 sayılı Kanundan sonra temel ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Netice ağırlaştıkça ceza yarı oranında veya bir kat artırılır; birden fazla kişinin yaralanmasında dokuz aydan beş yıla kadar hapis öngörülür (TCK m. 89/1-4).
  • Şikâyet: Taksirle yaralama şikâyete bağlıdır; ancak birinci fıkra dışındaki ağır neticeli hâllerde suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz (TCK m. 89/5). Şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m. 73/1-2).
  • Uzlaştırma ve önödeme: Taksirle yaralama uzlaştırma kapsamındadır (5271 sayılı CMK m. 253/1-b-2). Önödeme, uzlaşma kapsamındaki suçları ve üst sınırı altı ayı aşan suçları kapsamadığından bu suçlarda uygulanmaz (TCK m. 75/1). 7571 sayılı Kanun ayrıca CMK m. 253/3'e, önödemelik bir suçla uzlaşmalık bir suçun aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi hâlinde uzlaşmalık suç bakımından uzlaşmanın uygulanacağı kuralını ekledi.

Mahkûmiyet hâlinde, meslek veya sanatın gerektirdiği özen yükümlülüğüne aykırılıkla işlenen taksirli suçlarda üç aydan üç yıla kadar meslekten yasaklama kararı verilebilir (TCK m. 53/6). Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasıysa hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür; 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen CMK m. 231'e göre bunun için diğer şartlar yanında zararın tamamen giderilmesi (veya denetim süresinde taksitle ödenmesi) aranır ve beş yıllık denetim süresi uygulanır. Dava zamanaşımı TCK m. 85/1 bakımından on beş, TCK m. 89/1 bakımından sekiz yıldır (TCK m. 66/1).

Soruşturma izni: kamu ve özel sektör

3359 sayılı Kanun ek m. 18 uyarınca kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. İzni Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu verir. Yükseköğretim Kanunu m. 53'teki soruşturma usulüne tabi olanlar bu düzenlemenin dışındadır. Süreç şöyle işler:

  1. Şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına yapılır. Savcılık, kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespit etmek dışında işlem yapmadan ve hekimin ifadesini almadan izin ister (4483 s. Kanun m. 4/1).
  2. Şikâyette kişi veya olay belirtilmeli, iddialar ciddi bulgu ve belgelere dayanmalı, doğru ad, soyad, imza ve adres bulunmalıdır; soyut ve genel şikâyetler işleme konulmaz (m. 4/3-4).
  3. Ön inceleme yapılır. Karar süresi otuz gün olup bir defa on beş gün uzatılabilir (m. 7); sağlık meslek mensupları için bu süreler iki kat uygulanır (ek m. 18).
  4. Kurul kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir (ek m. 18); itiraz süresi tebliğden itibaren on gündür (4483 s. Kanun m. 9).

İzin bir muhakeme şartıdır. İzin alınmadan açılmış davada mahkeme, izin istenmesi için durma kararı vermelidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi de özel hastanede ameliyat yapan genel cerrah hakkında izin istenmeden hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır (19.09.2024, 2020/10837 E., 2024/4465 K.).

Mağdur ve yakınları için pratik notlar

  • Hasta dosyası, epikriz, onam formları, görüntüleme ve laboratuvar kayıtları vakit kaybetmeden istenmelidir; ölüm hâlinde otopsi, illiyet tartışması bakımından çoğu zaman kritik delildir.
  • Şikâyette olay tarihi, hastane, servis, mümkünse ilgili hekimler ve somut ihmal iddiası açıkça yazılmalıdır.
  • Ceza soruşturması tazminat davasının yerini tutmaz. Kamu hastanelerinde idareye karşı tam yargı davası, özel hastanelerde adli yargıda tazminat davası kendi süreleri içinde açılmalıdır; ceza dosyasının sonucunu beklerken bu sürelerin kaçırılması sık yapılan bir hatadır.

Hekimler açısından en güçlü savunma ise düzenli ve zamanında tutulmuş tıbbi kayıtlar, konsültasyon notları ve yazılı aydınlatılmış onamdır.

Emsal kararlar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, 2023/289 E., 2026/5 K. Özel bir hastanenin yenidoğan yoğun bakımında görevli hemşire, bebeğin ağız bakımı sırasında kullandığı ıslak mendilin boğaza kaçmasına ve bunu hekimlere bildirmeyerek ölüme yol açmasına ilişkin iddiayla mahkûm edilmişti. Genel Kurul, ek m. 18'in hükümden sonra yürürlüğe girdiğini, özel sağlık kuruluşu çalışanları için de Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin alınması gerektiğini ve “izin usulünün bir muhakeme şartı niteliğinde olması” karşısında durma kararı verilerek izin istenmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu. Karar, izin şartının derdest dosyalara da uygulandığını göstermektedir; yalnızca daha önce 4483 sayılı Kanuna göre kesinleşmiş izin bulunan dosyalarda yeniden izin aranmaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 26.12.2023, 2020/4555 E., 2023/5997 K. Yüksekten düşerek bir devlet hastanesinin acil servisine getirilen hasta, akciğer grafisi çekilip dahiliye uzmanına danışıldıktan sonra taburcu edilmiş; ertesi gün başka hastanede seri kaburga kırıkları ve pnömotoraks saptanmış, hasta tedavi sürecinde ölmüştü. Adli Tıp Kurumu raporları kusur konusunda çelişkiliydi; bir rapor da uygun tedaviyle bile kurtulmanın kesin olmadığını, kesin illiyet bağı kurulamayacağını bildirmişti. Daire beraat kararını bozarak, kırığın grafide tanınamamasında ihmal bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınmasını ve eylemin ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu (TCK m. 257/2) oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesini istedi. Ölümle kesin illiyet kurulamaması, dosyanın kendiliğinden kapanması anlamına gelmemektedir.

Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/5621, 15.06.2022. İntihar girişimi sonrası acil serviste izlenip taburcu edilen ve kısa süre sonra yaşamını yitiren hastanın yakınları, hekimler hakkında soruşturma izni verilmemesini bireysel başvuruya taşımıştı. Mahkeme, kasıt içermeyen tıbbi ihmal iddialarında devletin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün idari yargıda tam yargı davası yolunun açık olmasıyla da karşılanabileceğini belirtti ve bu yol tüketilmediği için başvuruyu kabul edilemez buldu. Soruşturma izni verilmemesi hak arayışını bitirmez; ancak tazminat yolu işletilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gitmek sonuç vermez.

Sık sorulan sorular

Komplikasyon gelişti diye hekim ceza alır mı?

Hayır. Ceza sorumluluğu için tıbbın kabul ettiği özen kurallarına aykırı bir davranış ve bu davranışla netice arasında illiyet bağı ispatlanmalıdır. Öngörülebilen bir komplikasyonun zamanında fark edilmemesi veya yönetilmemesi ise kusur oluşturabilir.

Şikâyetten vazgeçersem dava düşer mi?

Taksirle yaralamanın şikâyete bağlı hâllerinde vazgeçme davayı düşürür. Taksirle öldürmede ve bilinçli taksirle işlenen ağır neticeli yaralamada soruşturma resen yürüdüğünden vazgeçme davayı sona erdirmez.

Özel hastanede çalışan hekim için de izin gerekir mi?

Evet. 3359 sayılı Kanun ek m. 18 uyarınca tıbbi işlem ve uygulamalardan doğan soruşturmalarda özel hastane ve vakıf üniversitesi çalışanları için de Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin alınması zorunludur.

İzin verilmezse ne yapılabilir?

Karara tebliğden itibaren on gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Ceza sürecinden bağımsız olarak tazminat davası açma hakkı da devam eder.

Dayanak mevzuat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 22, 53/6, 66/1, 73, 75, 85, 89 (m. 89, 7571 sayılı Kanunla değişik)
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 (7589 sayılı Kanunla değişik), m. 253 (7571 sayılı Kanunla değişik)
  • 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek m. 18
  • 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m. 4, 7, 9
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, 2023/289 E., 2026/5 K.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 26.12.2023, 2020/4555 E., 2023/5997 K.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.09.2024, 2020/10837 E., 2024/4465 K.
  • Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/5621, 15.06.2022

Yazar hakkında

Av. Mehmet Değirmenci ✓ Doğrulanmış avukat
İstanbul Barosu · Sicil no 47154 · Ispartakule Hukuk Bürosu

İcra, ceza, kira, aile, ticaret ve bilişim hukuku alanlarında soru-cevap içerikleri hazırlayan doğrulanmış hukukçu profilidir.

502 cevap · 20 makale · Yazarın diğer yazıları
Profili gör Mesajınız doğrudan avukata iletilir.
Bu makale faydalı oldu mu?

Bu konudaki diğer makaleler

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış.

Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.
Bu konuda sorunuz mu var?
Sorunuz bu makaleyle ilişkilendirilerek yayımlanır.
Soru sor
İletişime geçin
Av. Mehmet Değirmenci
Avukat · İstanbul Barosu · ✓ Doğrulanmış
İlk mesajda T.C. kimlik numarası, dosya numarası veya sağlık bilgisi gibi hassas bilgileri yazmayın.
Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.

Hukuksal.TR yalnızca mesajı iletir; ücret almaz, aracılık etmez. Bu yazışma kendiliğinden avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.