Yargıtay estetik müdahaleleri eser sözleşmesi sayıyor ve hekimin sonucu taahhüt ettiğini kabul ediyor. Ayıplı sonuçta hastanın hakları, aydınlatmanın kapsamı, bildirim ve süreler ile güncel kararlar.
Burun, göğüs, karın germe ya da yüz estetiği gibi müdahalelerde hasta, çoğu zaman bir hastalığı tedavi ettirmek için değil, görünümünü değiştirmek için hekime başvurur. Bu fark hukuken önemlidir. Klasik tedavi ilişkisinde hekim iyileşmeyi garanti etmez; yalnızca tıp biliminin kurallarına uygun, özenli davranmakla yükümlüdür. Yargıtay ise tıbbi zorunluluk olmaksızın yapılan estetik müdahaleleri farklı değerlendirmekte ve bunları kural olarak eser sözleşmesi sayarak hekimin belirli bir sonucu taahhüt ettiğini kabul etmektedir.
Bu yaklaşımın sonucu şudur: Estetik ameliyatta hekim, tıbbi hata yapmadığı savunmasıyla her zaman sorumluluktan kurtulamaz. Ortaya çıkan sonuç, kararlaştırılan ve makul olarak beklenen görünümü sağlamıyorsa, eser ayıplı sayılabilir ve hasta ayıptan doğan haklarını kullanabilir.
Vekâlet mi, eser sözleşmesi mi?
Hekim ile hasta arasındaki tedavi ilişkisi genel olarak vekâlet sözleşmesidir. Vekil, işi vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür ve özen ölçüsü, benzer alanda hizmet veren basiretli bir vekilin davranışıdır (6098 sayılı TBK m. 502, m. 506). Bu modelde sonuç değil, özenli davranış borçlanılır.
Eser sözleşmesinde ise yüklenici bir eser meydana getirmeyi, işsahibi de bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlenir (TBK m. 470). Yüklenici de özenle ifa etmek zorundadır ve özen ölçüsü basiretli bir yüklenicinin meslekî ve teknik kurallara uygun davranışıdır (TBK m. 471). Fark, borcun konusundadır: Yüklenici belirli bir sonucu ortaya koymayı üstlenmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında, estetik amaçla yapılan müdahalelerde sözleşmenin “hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu” ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Daire, aynı yaklaşımı tıbbi zorunluluk bulunmayan implant tedavileri için de benimsemektedir.
Uygulamada her müdahale tek başına estetik değildir. Örneğin burun ameliyatı hem nefes yolunu açmak hem de şekli düzeltmek amacıyla yapılabilir. Bu karma durumlarda sözleşmenin niteliğini belirlemek hâkimin görevidir; dava dilekçesinde başvurunun amacı, muayene kayıtları ve hekimle yapılan görüşmeler ayrıntılı anlatılmalıdır.
Sonuç taahhüdü ne anlama gelir?
Yargıtay'a göre estetik müdahalede sözleşmenin konusu, kararlaştırılan amaca uygun bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı biçimde sonuçlandırılmasıdır. Daire, bir kararında bunu şöyle ifade etmiştir: “Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.”
Bunun pratik etkisi bilirkişi raporlarında görülür. Adli Tıp Kurumu veya bilirkişi heyeti çoğu zaman müdahalenin tıp kurallarına uygun olduğunu, hekime atfı kabil kusur bulunmadığını ya da sonucun tıbben kabul edilebilir sınırlarda kaldığını tespit eder. Yargıtay, eser sözleşmesinde bu tespitlerin tek başına yeterli olmadığını, ayrıca hastanın beklentisinin karşılanıp karşılanmadığının ve ortaya çıkan sonucun ayıplı olup olmadığının incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Sonuç taahhüdü, her türlü olumsuzluğun hekime yükleneceği anlamına da gelmez. Yargıtay komplikasyon bakımından iki soruyu ayrıca sormaktadır: Hasta bu risk konusunda aydınlatılmış mıdır ve komplikasyon doğru yönetilmiş midir? Ayrıca eserin ayıplı olması işsahibine yüklenebilecek bir sebepten, örneğin hekimin açık uyarısına rağmen verilen talimatlardan doğmuşsa, işsahibi ayıptan doğan haklarını kullanamaz (TBK m. 476). Hekimler bu nedenle hastanın ameliyat sonrası önerilere, örneğin sigara yasağına uymadığını sıklıkla savunur; bu savunmanın ispatı ise hekime düşer.
Aydınlatma yükümlülüğü daha kapsamlıdır
Hastaya muhtemel komplikasyonlar, diğer seçenekler ve bunların fayda ve riskleri, müdahalenin kim tarafından nasıl yapılacağı ve reddetmenin sonuçları hakkında bilgi verilmesi gerekir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15). Bilgi, müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubu tarafından sözlü olarak, anlaşılır biçimde ve acil durumlar dışında makul süre tanınarak verilir (m. 18); rıza alınırken müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında aydınlatma esastır (m. 31).
Estetik müdahalede tıbbi zorunluluk bulunmadığından, hastanın risk alıp almama kararı tamamen bu bilgilere dayanır. Bu yüzden aydınlatma, gerçekçi sonuç beklentisini, ameliyat izlerinin kalıcılığını, iyileşme süresini, revizyon ameliyatı ihtimalini ve somut hastaya özgü riskleri kapsamalıdır. Genel ve matbu bir onam formu, ameliyata özgü bilgileri içermiyorsa ispat bakımından zayıf kalır; aydınlatılmış onamın ispat yükü ve form değeri ayrı bir yazının konusudur.
Beklenen sonuç alınamazsa hasta ne isteyebilir?
Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi şu seçimlik haklardan birini kullanabilir (TBK m. 475):
- Ayıp, kabule zorlanamayacak ölçüdeyse sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi,
- Ayıp oranında bedelden indirim,
- Aşırı masraf gerektirmiyorsa, masrafları yükleniciye ait olmak üzere ücretsiz onarım (revizyon).
Bunlara ek olarak genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır. Bedensel bütünlüğü zedelenen hasta için hâkim uygun bir manevi tazminata da hükmedebilir (TBK m. 56). Yargıtay, ayıplı sonuç tespit edildiğinde ameliyat bedelinin iadesine ve manevi tazminata karar verilmesi gerektiğini birden çok kararında belirtmiştir.
Eser sözleşmesi hükümlerinin usule ilişkin sonuçları da vardır. İşsahibi, teslimden sonra imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirip ayıpları uygun sürede bildirmelidir; sonradan ortaya çıkan ayıp da gecikmeksizin bildirilmelidir, aksi hâlde eser kabul edilmiş sayılabilir (TBK m. 474, m. 477). Ayıplı eserden doğan davalar, taşınmaz dışındaki eserlerde teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; yüklenicinin ağır kusuru varsa süre yirmi yıldır (TBK m. 478). Bu sürelerin estetik müdahalelere nasıl uygulanacağı tartışmalı olduğundan, sonuçtan memnun olmayan hastanın beklemeden yazılı bildirimde bulunması en güvenli yoldur.
Davanın tarafları ve pratik adımlar
Müdahaleyi yapan hekim ile ameliyatın yapıldığı klinik veya hastane birlikte davalı gösterilebilir; borçlu, yardımcı kişilerinin işi yürütürken verdiği zarardan da sorumludur (TBK m. 116). Yargıtay kararlarına konu estetik davaların büyük bölümü tüketici mahkemelerinde görülmüştür; görevli mahkeme ve dava şartları özel hastaneye karşı açılan davalara ilişkin yazıda ayrıca ele alınmaktadır.
Zarar miktarı dava açarken tam bilinemiyorsa kısmi dava açılabilir; 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davası (HMK m. 107) yürürlükten kaldırılmış, buna karşılık kısmi davada talep sonucunun tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus artırılabileceği kabul edilmiştir (HMK m. 109/4).
Uygulamada sık görülen hatalar şunlardır:
- Ameliyat öncesi ve sonrası fotoğrafların, yazışmaların ve fiyat teklifinin saklanmaması,
- Ayıbın hekime yazılı bildirilmemesi, yalnızca sözlü şikâyetle yetinilmesi,
- Başka bir hekimde düzeltme ameliyatı yaptırılmadan önce mevcut durumun tespit ettirilmemesi,
- Bilirkişiye yalnızca kusur sorusunun yöneltilmesi; eser sözleşmesinde asıl sorunun sonucun ayıplı olup olmadığı ve beklentinin karşılanıp karşılanmadığı olduğunun gözden kaçırılması.
Emsal kararlar
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 10.10.2024, 2023/1264 E., 2024/3353 K. Estetik ameliyat sonrası vücut görünümünün bozulduğunu ileri süren hasta, hekim ve klinik aleyhine dava açmıştı. Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi raporları onamın yeterli olduğunu, sonucun tıbben kabul edilebilir sınırlarda bulunduğunu belirtmiş, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davayı reddetmişti. Daire, estetik ameliyatın eser sözleşmesi olduğunu ve sonuç taahhüdünü kapsadığını, ayıplı ifa bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilemeyeceğini belirterek ameliyat bedelinin iadesine ve uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Karar, sonucun tıbben kabul edilebilir olduğu yönündeki tespitin estetik davada tek başına belirleyici olmadığını göstermektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 26.02.2025, 2023/4376 E., 2025/734 K. Göğüs ve karın estetiği sonrası yara açılması ve enfeksiyon gelişen hastanın davası, hekime atfı kabil kusur bulunmadığı yönündeki raporlara dayanılarak reddedilmişti. Daire, müdahale eser sözleşmesinin konusu olduğundan bu görüşün yeterli olmadığını; hastanın hem estetik açıdan hem de sağlıklı bir vücuda sahip olma yönünden beklentisinin karşılanıp karşılanmadığının, sonucun ayıplı olup olmadığının hasta bizzat muayene edilerek incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Karar, bilirkişiye sorulacak soruların nasıl kurulacağı bakımından yol göstericidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 25.02.2026, 2025/986 E., 2026/713 K. Estetik burun ameliyatı ve düzeltme ameliyatından sonra burunda eğrilik ve septumda delik oluşan hastanın davası, raporlarda estetik anlamda ayıp bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişti. Daire, raporlarda kabul edilebilir sınırda asimetri ile kapatılması için yeni ameliyat gereken bir delik tespit edildiğini, hekimin edimini taahhüt ettiği görüntü üzerinden ifa etmesi gerektiğini ve delikle ilgili ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığını belirterek sonucun ayıplı olduğuna karar vermiş; maddi tazminatın bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi ve uygun manevi tazminata hükmedilmesi için hükmü bozmuştur.
Sık sorulan sorular
Estetik ameliyatta her memnuniyetsizlik tazminat sebebi midir?
Hayır. Ölçüt hastanın öznel beğenisi değil, kararlaştırılan ve makul olarak beklenen sonucun sağlanıp sağlanmadığıdır. Bu, ameliyat öncesi görüşmeler, kayıtlar ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Hastanın önceden aydınlatıldığı bir komplikasyon gerçekleşmiş ve doğru yönetilmişse sorumluluk doğmayabilir.
Hekim lehine tıbbi hata bulunmadığı yönünde rapor alındıysa dava kaybedilir mi?
Zorunlu olarak değil. Yargıtay, eser sözleşmesinde kusur yokluğuna ilişkin raporun yeterli olmadığını, sonucun ayıplı olup olmadığının ayrıca incelenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Rapora itirazda bu noktanın açıkça ileri sürülmesi gerekir.
Hekim ücretsiz düzeltme ameliyatı teklif ederse kabul etmek zorunda mıyım?
Ücretsiz onarım, işsahibinin seçimlik haklarından yalnızca biridir (TBK m. 475). Hasta, koşulları varsa sözleşmeden dönme veya bedel indirimi yolunu da seçebilir. Revizyonu aynı hekime yaptırmak zorunluluğu yoktur; ancak seçim yapılmadan önce mevcut durumun tespit ettirilmesi önemlidir.
İmzaladığım onam formu davayı engeller mi?
Engellemez. Form, ameliyata özgü riskleri ve gerçekçi sonucu açıklamıyorsa aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini tek başına ispatlamaz. Kaldı ki formda yazan bir riskin gerçekleşmesi, sonucun ayıplı olup olmadığı sorusunu ortadan kaldırmaz.
Dayanak mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 56, 116, 470, 471, 474, 475, 476, 477, 478, 502, 506
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109/4 (m. 107, 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır)
- Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15, 18, 24, 31
- Yargıtay 6. HD, 10.10.2024, 2023/1264 E., 2024/3353 K.
- Yargıtay 6. HD, 26.02.2025, 2023/4376 E., 2025/734 K.
- Yargıtay 6. HD, 25.02.2026, 2025/986 E., 2026/713 K.
Yazar hakkında
Bu konudaki diğer makaleler
- Diş hekimliğinde hatalı tedavi: implant, kanal ve diş çekimiTıbbi Malpraktis27 Ekim 2026
- Hastane enfeksiyonları ve sterilizasyon eksikliğinde sorumlulukTıbbi Malpraktis28 Ekim 2026
- Malpraktis davalarında bilirkişi: Adli Tıp raporu ve itirazTıbbi Malpraktis26 Ekim 2026
- Tanı hatası ve geç teşhiste hekimin sorumluluğuTıbbi Malpraktis24 Ekim 2026
- Doğum sırasında yaşanan tıbbi hatalar ve tazminatTıbbi Malpraktis23 Ekim 2026
Yorumlar (0)
Bu makaleye henüz yorum yapılmamış.
Sorunuz bu makaleyle ilişkilendirilerek yayımlanır.