İçeriğe geç
Ana Sayfa › Makaleler › Tıbbi Malpraktis

Tanı hatası ve geç teşhiste hekimin sorumluluğu

Hukuksal.TR makale · Tıbbi Malpraktis · 20 görüntülenme · Okuma süresi yaklaşık 7 dakika · Faydalı oldu mu? Oy verin

Gerekli muayene ve tetkiklerin yapılmaması, kanser ve apandisit gibi geç teşhis vakalarında sorumluluk, gecikme ile zarar arasındaki illiyet bağı ve şans kaybı tartışması Yargıtay ve Danıştay kararlarıyla.

Tıbbi sorumluluk denince akla çoğu zaman ameliyat sırasında yapılan hatalar gelir. Oysa uygulamada önemli sayıda dava, hiç müdahale yapılmamasından veya geç yapılmasından doğar: karın ağrısıyla acile gelen hastanın ağrı kesiciyle eve gönderilmesi, kanser şüphesi doğuran bir bulgunun izlenmemesi, patoloji sonucunun yanlış hastaya ait raporla karıştırılması ya da prematüre bebeğin göz muayenesinin zamanında yaptırılmaması. Bu dosyalarda iki soru öne çıkar: Hekim tanı aşamasında gereken özeni gösterdi mi ve gecikme olmasaydı sonuç değişir miydi?

Tanı aşamasında özen borcu

Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını isteme hakkına sahiptir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 11). Hekim, basiretli bir meslektaşının göstereceği özenle hareket etmek zorundadır (6098 sayılı TBK m. 506/2-3). Yargıtay bu yükümlülüğü tanı bakımından şöyle somutlaştırmaktadır: hekim, “hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır” (Yargıtay 13. HD, 21.03.2019, 2016/7094 E., 2019/3740 K.). Asgari düzeyde dahi bir tereddüt varsa, bu tereddüdü giderecek araştırmaları yapmak da aynı yükümlülüğün parçasıdır.

Ancak her yanlış tanı kusur değildir. Tıpta belirtiler her zaman tipik seyretmez; hekim gerekli anamnezi almış, muayeneyi yapmış, standart tetkikleri istemiş ve elde ettiği verilere göre tıbben savunulabilir bir sonuca ulaşmışsa, sonradan tanının farklı çıkması tek başına sorumluluk doğurmaz. Kusur çoğunlukla şu noktalarda ortaya çıkar:

  • yakınmaya yönelik temel muayenenin yapılmaması veya kayda geçirilmemesi,
  • bulguların gerektirdiği tetkikin istenmemesi (kan testi, görüntüleme, biyopsi),
  • istenen tetkikin sonucunun değerlendirilmemesi veya hastaya bildirilmemesi,
  • riskli hastanın izlem takviminin uygulanmaması,
  • uzmanlık veya donanım gerektiren durumda konsültasyon ya da sevk yapılmaması.

Gerekli tetkiklerin yapılmaması ve kayıtlar

Tanı hatası davalarının en güçlü delili hasta dosyasıdır. Muayene notları, istenen ve sonuçlanan tetkikler, hemşire gözlem formları ve konsültasyon kayıtları, hangi bilginin hangi tarihte hekimin önünde olduğunu gösterir. Hasta, dosyasını inceleme ve suretini alma hakkına sahiptir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Kayıtların eksik tutulması hekimi korumaz; Yargıtay’ın onadığı kararlarda kayıtların düzenli tutulması özen borcunun kapsamında görülmekte, Danıştay ise boş kalmış gözlem formlarını rapor alınırken mutlaka değerlendirilmesi gereken bir eksiklik olarak görmektedir.

Özel hastanelerde tetkik sonuçlarının doğru hastaya ulaşması, riskli hastaların izlem takviminin işletilmesi ve gerekli muayenelerin yaptırılması aynı zamanda hastanenin organizasyon yükümlülüğüdür. Bu alandaki eksiklikte hastane, hekimle birlikte sorumlu tutulmaktadır.

Geç teşhiste zamanın önemi: apandisit ve kanser örnekleri

Akut apandisit gibi saatlerle ilerleyen hastalıklarda gecikme, perforasyon ve yaygın enfeksiyon gibi ağır sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle karın ağrısıyla başvuran hastanın muayene bulgularının kayda geçirilmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve şikâyetleri geçmeyen hastanın yeniden değerlendirilmesi beklenir. Ameliyat sonrası aynı şikâyetle tekrar başvuran hastanın yalnızca semptomatik tedaviyle gönderilmesi de sıkça tartışılan bir durumdur.

Kanserde ise tablo farklıdır. Gecikme haftalar veya aylarla ölçülür ve bilirkişiler çoğu zaman gecikmenin hastalığın evresini ve tedavi seçeneklerini değiştirip değiştirmediğini kesin olarak söyleyemez. Bu belirsizlik, illiyet bağı tartışmasının merkezine oturur.

İlliyet bağı

Tazminat için hekimin kusurlu davranışı ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Geç teşhis davalarında zararın kaynağı hastalığın kendisidir; hekimden istenebilecek olan, gecikmenin hastalığın seyrine eklediği zarardır. Bu nedenle bilirkişiye şu sorular açıkça sorulmalıdır:

  • Özenli bir hekim hangi tarihte tanıyı koyabilir veya en azından şüphelenebilirdi?
  • O tarihte tanı konulsaydı tedavi yöntemi, süresi veya sonucu farklı olur muydu?
  • Gecikme, hastanın sağ kalım veya iyileşme ihtimalini ne ölçüde etkiledi?

Hekimin “zaten hastaydı, tedavi değişmeyecekti” savunması, ancak bu soruların bilimsel gerekçeyle yanıtlanmasıyla değer kazanır. Bilirkişi değerlendirme yapamıyorsa bunun sebebinin, hekimin gerekli tetkikleri yapmamış veya kayıtları tutmamış olması olup olmadığı da sorgulanmalıdır.

Şans kaybı tartışması

Karşılaştırmalı hukukta “şans kaybı”, kusurlu gecikme nedeniyle hastanın iyileşme veya hayatta kalma ihtimalinin azalmasının kendisini bir zarar olarak kabul eden yaklaşımdır. Bu görüşe göre, tam iyileşmenin kesin olmadığı durumlarda dahi kaybedilen ihtimal oranında tazminat verilebilir. Türk öğretisinde bu yaklaşım tartışılmakla birlikte, Yargıtay uygulamasında bağımsız bir zarar kalemi olarak yerleşmiş değildir; mahkemeler meseleyi daha çok illiyet bağı ve ispat kuralları üzerinden çözmektedir.

Uygulamadaki çözümün iki yönü vardır. Maddi tazminat için zararın varlığı ve gecikmeyle bağlantısı ortaya konmalıdır; zararın miktarı tam ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını gözeterek miktarı hakkaniyete uygun belirleyebilir (TBK m. 50/2). Manevi tazminat bakımından ise kusurlu gecikmenin hastaya yaşattığı belirsizlik, ek ağrı ve elem, gecikmenin nihai sonucu değiştirip değiştirmediği kesinleşmese dahi bedensel bütünlüğün zedelenmesi kapsamında değerlendirilebilmektedir (TBK m. 56/1). Aşağıdaki 2023 tarihli Yargıtay kararı bu ayrımın tipik bir örneğidir.

Uygulamada dikkat edilecek noktalar

  • İlk başvurudan itibaren tüm başvuru tarihlerini ve şikâyetleri gösteren bir kronoloji hazırlayın.
  • Sonradan tanı koyan hekimin raporunu ve önceki dönemin tetkik sonuçlarını dosyaya kazandırın.
  • Bilirkişiye “gecikme olmasaydı ne olurdu” sorusunun açıkça yöneltilmesini isteyin.
  • Maddi zarar kalemlerini (tedavi, yol, kazanç kaybı) belgelendirin; belgesiz talepler reddedilebilmektedir.
  • Kamu hastanesi söz konusuysa dava idareye karşı ve idari yargıda açılır.

Emsal kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 12.07.2023, 2022/7190 E., 2023/2147 K. Prostat şikâyetiyle hastaneye başvuran hastada PSA testi istenmemiş, ameliyat sonrası patoloji raporu isim benzerliği nedeniyle başka bir hastanın raporuyla karıştırılarak “temiz” bildirilmiş, kanser tanısı yaklaşık on ay gecikmeyle başka bir hekim tarafından konulmuştu. Raporlar, hekimin özen göstermediğini, ancak gecikmenin tedaviyi değiştirmediğini ve seyre etkisinin tıbben değerlendirilemediğini bildirmişti. Belgelendirilmeyen maddi tazminat reddedilmiş, manevi tazminata ise hekim ve hastane aleyhine müteselsilen hükmedilmişti; Daire bu kararı onadı. Karar, kusurlu geç teşhiste sonuca etki belirsiz kalsa bile manevi tazminatın mümkün olduğunu gösterir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 07.02.2024, 2023/778 E., 2024/516 K. Prematüre doğan bebek özel hastanenin yenidoğan yoğun bakımında yatarken prematüre retinopatisi muayenesi yaptırılmamış, taburcu sonrası başvurulan merkezde görme kaybı saptanmıştı. Bilirkişi raporlarına göre muayenenin belirli bir haftaya kadar ve gerekirse küvezde yapılması gerekiyordu; bebeğin nakle uygun olmaması gerekçe olamazdı. Daire, zamanında muayene yaptırılsaydı da sonucun değişmeyeceği savunmasına karşın hastane ve sorumlu hekimin kusurunu onadı; ilk derece mahkemesinin kusursuz saydığı diğer sorumlu hekimin de kusurlu olduğunu belirterek kararı davacılar yararına bozdu.

Danıştay 10. Daire, 25.09.2024, 2020/717 E., 2024/3445 K. Bir üniversite hastanesinde başka şikâyetlerle yatan hastada karın ağrısı ortaya çıkmış, ameliyatta perfore apandisit saptanmış ve hasta ameliyat sonrası yoğun bakımda hayatını kaybetmişti. Adli Tıp Kurumu raporu tüm işlemleri tıbba uygun bulmuştu. Danıştay; cerrahın perforasyonun birkaç gün önce gerçekleşmiş olabileceğine ilişkin beyanı, boş kalan hemşire gözlem formları ve hastane enfeksiyonu iddiası karşısında, tanıda gecikme olup olmadığının ve zamanında tanı konulsaydı ölümün önlenip önlenemeyeceğinin incelenmediğini belirterek Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınmak üzere kararı bozdu.

Sık sorulan sorular

Hekim yanlış tanı koydu; her durumda tazminat alabilir miyim?

Hayır. Hekim gerekli muayene ve tetkikleri yapmış ve tıbben savunulabilir bir sonuca ulaşmışsa kusur yoktur. Sorumluluk, gerekli araştırmanın yapılmaması, sonuçların değerlendirilmemesi veya takibin aksatılması hâlinde doğar.

Hastalığım zaten vardı; geç teşhis için ne talep edilebilir?

Hastalığın kendisinden doğan zarar değil, gecikmenin eklediği zarar talep edilebilir: ek tedavi gideri, iş göremezlikteki artış ve yaşanan elem nedeniyle manevi tazminat gibi. Bunun için gecikme ile zarar arasındaki bağlantı bilirkişi raporuyla ortaya konmalıdır.

Bilirkişi, gecikmenin sonucu değiştirip değiştirmediğini söyleyemiyorsa ne olur?

Maddi tazminatın ispatı güçleşir; ancak kusur sabitse manevi tazminata hükmedilebildiği görülmektedir. Ayrıca belirsizliğin hekimin eksik tetkik ve kayıtlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı tartışılmalıdır.

Şans kaybı adıyla ayrı bir tazminat istenebilir mi?

Bu kavram Türk uygulamasında bağımsız bir zarar kalemi olarak yerleşmiş değildir. Talep, illiyet bağı ve bedensel zarar kalemleri üzerinden somutlaştırılmalıdır.

Dayanak mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 50, 56, 112, 506
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266
  • Hasta Hakları Yönetmeliği m. 11, 16
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 12.07.2023, 2022/7190 E., 2023/2147 K.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 07.02.2024, 2023/778 E., 2024/516 K.
  • Danıştay 10. Daire, 25.09.2024, 2020/717 E., 2024/3445 K.
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 21.03.2019, 2016/7094 E., 2019/3740 K.

Yazar hakkında

Av. Mehmet Değirmenci ✓ Doğrulanmış avukat
İstanbul Barosu · Sicil no 47154 · Ispartakule Hukuk Bürosu

İcra, ceza, kira, aile, ticaret ve bilişim hukuku alanlarında soru-cevap içerikleri hazırlayan doğrulanmış hukukçu profilidir.

502 cevap · 20 makale · Yazarın diğer yazıları
Profili gör Mesajınız doğrudan avukata iletilir.
Bu makale faydalı oldu mu?

Bu konudaki diğer makaleler

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış.

Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.
Bu konuda sorunuz mu var?
Sorunuz bu makaleyle ilişkilendirilerek yayımlanır.
Soru sor
İletişime geçin
Av. Mehmet Değirmenci
Avukat · İstanbul Barosu · ✓ Doğrulanmış
İlk mesajda T.C. kimlik numarası, dosya numarası veya sağlık bilgisi gibi hassas bilgileri yazmayın.
Spam koruması Mesajı gönderebilmek için aşağıdaki işlemi cevaplayın.

Hukuksal.TR yalnızca mesajı iletir; ücret almaz, aracılık etmez. Bu yazışma kendiliğinden avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.