Hukuki dayanak: Muris muvazaası, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na dayanır: mirasbırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışladığı taşınmazı tapuda satış gibi gösterirse hem görünürdeki satış hem gizli bağış geçersizdir. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi, sözleşmenin yorumunda tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınacağını söyler. Yargıtay, muvazaa iddiasında mirasbırakanın başka malının kalıp kalmadığına, devrin bütün mirasçıları kapsayıp kapsamadığına, aile içi ilişkilere ve devir tarihindeki koşullara bakar. Devirler çocukların tamamına ve değerce dengeli yapılmışsa "paylaştırma kastı" kabul edilir ve dava reddedilir.
Emsal: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 10.10.2023 tarihli, 2022/7619 E., 2023/5343 K. sayılı kararında, "mirasbırakanın çocukları arasında fark gözetmediği, husumet bulunmadığı, davacıya ve dava dışı mirasçılarından bir kısmına da taşınmaz devrettiği, terekesinde başkaca malları olduğu, mirasçılardan mal kaçırmasını gerektiren olguların ortaya konulmadığı görülmektedir." gerekçesiyle davanın reddi onanmıştır.
Ne yapmalısınız:
- Cevap dilekçesinde paylaştırma amacını açıkça savunun; her kardeşe devredilen taşınmazları, tarihlerini ve değerlerini bir tabloyla sunun. Davacıya yapılan devrin tapu kaydını mutlaka ekleyin.
- Babanızın terekesinde başka mal, para ya da gelir kalıp kalmadığını belgeleyin; kalan mal, mal kaçırma iddiasını zayıflatır.
- Paylaştırma toplantısını bilen akraba ve komşuları tanık gösterin.
- Mahkeme bilirkişi aracılığıyla devir tarihindeki değerleri belirleyecektir; dengesizlik varsa bunun aile içi ihtiyaçtan (bakım, eğitim, evlilik yardımı) kaynaklandığını açıklayın.
Dava, taşınmazların bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür ve çoğunlukla keşif ile bilirkişi incelemesi gerektirir; kardeşlerin tek bir avukatla ortak savunma yapması hem masrafı azaltır hem tutarlılık sağlar.