Hukuki dayanak: Türk Medeni Kanunu'nun 192. maddesi açıktır: "Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur." Bu ikinci cümle size yasaklama yetkisi vermez; yalnızca eşlerin iş seçiminde ailenin düzenini de gözetmesini beklediğini belirtir. Kanunun 186. maddesi de eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılmasını öngörür; eşinizin gelir elde etmesi bu yükümlülükle de uyumludur. Üstelik ayrı yaşadığınız bu dönemde eşiniz geçimini kendi sağlamak durumundadır; çalışmasaydı sizden tedbir nafakası isteme hakkı doğabilirdi.
Uygulamadaki sonuç: Yargıtay uygulamasında eşin çalışmasına izin vermemek, işten ayrılmaya zorlamak ya da bu nedenle baskı uygulamak, evlilik birliğini sarsan kusurlu davranışlar arasında sayılmaktadır. Yani çalışmasını istemediğinizi baskı yoluyla dayatmanız hem hukuken sonuç vermez hem de evliliğin geleceği bakımından size zarar verir.
Ne yapmalısınız:
- Asıl sorun habersiz bırakılmış olmanızsa, bunu bir yasak talebi olarak değil, iletişim beklentisi olarak dile getirin; iş seçimi hakkında görüş bildirebilirsiniz, karar yetkiniz yoktur.
- Evliliği sürdürmek istiyorsanız, belediyelerin ve Aile Bakanlığına bağlı merkezlerin ücretsiz aile danışmanlığı hizmetinden birlikte yararlanmayı önerin.
- Ayrılık uzarsa, ortak giderler, oturulacak ev ve varsa çocuklar için ayrı yaşama döneminde mahkemeden tedbir kararı istenebileceğini bilin.
Eşinizin çalışmasını hukuk yoluyla durdurmanın bir yolu yoktur; bu meselede kazanabileceğiniz tek şey, konuşarak güveni yeniden kurmaktır.