Uyuşmazlık
Talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmasına rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılması durumunda, hukuki yarar (dava şartı) yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddedilip reddedilemeyeceği; mahkemenin davayı aydınlatma ödevi kapsamında ne şekilde hareket etmesi gerektiğidir.
Olayın özeti
Davacı Üniversite, öğretim üyesi olan davalının diğer davalı özel sağlık kuruluşunda kurumsal sözleşme olmaksızın çalışması sebebiyle mahrum kaldığı döner sermaye gelirine dayalı kamu zararının tahsili amacıyla belirsiz alacak davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesince alacağın Sayıştay raporunda ve icra takibinde belirli olduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Mahkemenin değerlendirmesi
1) Belirli alacağın belirsiz alacak davasına konu edilmesi ve hukuki yarar: Alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir nitelikte olmasına rağmen belirsiz alacak davası açılması hâlinde, eda davalarında hukuki yarar kural olarak var kabul edildiğinden dava, dava şartı yokluğu nedeniyle derhal usulden reddedilemez; mahkemece davayı aydınlatma ödevi ve dava türünün tespiti kapsamında işlem yapılmalıdır.
2) Dava türünü belirleme yetkisi ve hâkimin görevi: Hukuki yararı belirleyen husus davacının gösterdiği dava türü ismi değil talep sonucudur; hâkim, davacının dilekçesindeki nitelemeyle bağlı kalmaksızın doğru dava türünü belirleyip yargılamayı sürdürmekle yükümlüdür.
3) Belirsiz alacak yerine kısmi veya tam eda davası prosedürü: Davacının belirsiz alacak davası açma koşulları bulunmuyorsa, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığından söz edilemez; unsurlarına göre kısmi dava olarak görülmeli veya talep edilen asgari tutar toplam alacağı karşılamıyorsa HMK m. 119/2 uyarınca eksik harcı tamamlaması için süre verilip tam eda davası olarak yargılamaya devam edilmelidir.
Sonuç
Eda davası niteliğindeki istemde hukuki yararın bulunduğu, alacağın belirlenebilir olmasının davayı kendiliğinden dava şartı yokluğuyla usulden ret sonucuna götürmeyeceği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı davacı yararına bozulmuştur.
Kararda değinilen mevzuat
- 6100 sayılı HMK 26
- 6100 sayılı HMK 32
- 6100 sayılı HMK 33
- 6100 sayılı HMK 107
- 6100 sayılı HMK 109
- 6100 sayılı HMK 114
- 6100 sayılı HMK 119/2
- 6100 sayılı HMK 371
- 6100 sayılı HMK 373/1
- 7251 sayılı Kanun 7
Kaynak ve kullanım
Kararın tam metnini ayrı sekmede okuyabilirsiniz. Kaynak: Yargıtay resmî karar arama.
Karar, kendi uyuşmazlığı ve karar tarihindeki değerlendirmesiyle okunmalıdır. Sonraki mevzuat ve içtihat değişikliklerini, somut olayın koşullarını ve varsa karşı oyu ayrıca değerlendirin.
Benzer kararlar
- Yargıtay 3. HD. 2024/4249 E. 2025/4620 K. 07.10.2025 T.Kira sözleşmesinde teslim eksikliği gerekçesiyle verilen süreden sonra makul süre geçmesine ve işletme hakkı devri yapılmasına rağmen sözleşmenin feshi haklı…
- Yargıtay 3. HD. 2023/3819 E. 2024/2304 K. 16.09.2024 T.Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilerek açılan davanın kısmi dava mı yoksa belirsiz alacak davası mı olduğu ve sonradan…
- Yargıtay 6. HD. 2025/2127 E. 2026/139 K. 13.01.2026 T.Belirsiz alacak davası olarak açılan davada, talep artırım dilekçesiyle artırılan miktar da dâhil olmak üzere hüküm altına alınan alacağın tamamına hangi…
- Yargıtay 4. HD. 2021/23700 E. 2022/2901 K. 21.02.2022 T.Belirsiz alacak davasında bilirkişi raporundan sonra yapılan talep artırımının ıslah sayılıp sayılmayacağı ve artırılan miktar yönünden zamanaşımının…