- Bir kanun maddesini unsurlarına ve hukuki sonucuna ayırmayı,
- kural ile istisnayı ve “ve / veya” bağlaçlarının etkisini görmeyi,
- sözel, sistematik, tarihî ve amaçsal yorumun farkını,
- ceza hukukundaki kıyas yasağının yorumu nasıl sınırladığını.
Her kural bir “eğer… o hâlde…” cümlesidir
Bir hukuk kuralı, belirli koşullar bir araya geldiğinde belirli bir sonucu doğuran bir cümledir. Bu koşullara unsur (şart), doğan sonuca hukuki sonuç denir. Hukuki sonuç bir borç, bir hak, bir ceza ya da bir işlemin geçersizliği olabilir.
Aşağıdaki kanun kutusunda TBK m.49/1'i bu gözle okuyun. Virgülden önceki kısım şartları, virgülden sonraki kısım sonucu verir. Şart kısmını parçaladığınızda beş unsur çıkar: bir fiil, fiilin hukuka aykırılığı, failin kusuru, bir zarar ve fiil ile zarar arasındaki nedensellik, yani illiyet bağı. Son unsur maddede ayrı bir kelimeyle yazılmaz; “fiille … zarar veren” ifadesinin içindedir. Sonuç ise zararı giderme borcudur.
Unsurlar kural olarak birlikte aranır: biri eksikse sonuç doğmaz. Olay sorusunda her unsuru bu yüzden ayrı ayrı kontrol edersiniz. Kanun koyucu bazen seçimlik unsurlar da kullanır: “veya”, “yahut”, “ya da” ile bağlanan durumlardan biri yeterlidir. “Ve” ile “veya” arasındaki fark, okurken en sık gözden kaçan ayrıntıdır. Bağlacın işlevini yine de cümlenin yapısı belirler: AY m.83/2'deki “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve … Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar” ifadesinde “ve”, birlikte aranan iki şartı değil, ayrı ayrı uygulanan iki istisnayı sayar.
Maddeyi fıkra fıkra okumak
Kanun maddeleri fıkralardan, fıkralar cümlelerden, bazen de (a), (b) gibi bentlerden oluşur. Atıf yaparken bu yapıyı kullanın: “AY m.83/2” ikinci fıkrayı, “TCK m.142/1-e” birinci fıkranın (e) bendini gösterir. Okuyan, hangi cümleye dayandığınızı böylece hemen görür.
Bir maddeyi okurken üç şeye bakın: maddenin tamamına, çünkü sonraki fıkra çoğu zaman bir istisna getirir; maddenin kanundaki yerine; komşu maddelere. Madde başlıkları maddenin konusunu belirtir ve yorumda yol gösterir; kuralın kendisi ise metindedir. Anayasa bakımından durum açıkça yazılıdır: madde kenar başlıkları Anayasa metninden sayılmaz, Başlangıç kısmı ise metne dahildir (AY m.176).
Kural, istisna ve “aksi öngörülmedikçe”
Pek çok madde önce bir kural koyar, sonra istisnasını gösterir. TBK m.12'ye göre sözleşmeler “kanunda aksi öngörülmedikçe” hiçbir şekle bağlı değildir: kural şekil serbestisi, istisna kanunun öngördüğü şekildir. AY m.83/2 de önce milletvekilinin Meclis kararı olmadıkça yargılanamayacağını söyler, ardından ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlini bu kuralın dışında tutar.
İstisnayı tanımanızı sağlayan kelimeler bellidir: “ancak”, “meğer ki”, “saklıdır”, “… dışındadır”, “kural olarak”. Genel kabul gören bir yorum ilkesine göre istisnalar dar yorumlanır; şartları tam gerçekleşmeden istisnaya başvurulamaz. Olay sorusunda istisnaya dayanan taraf, şartlarının olayda bulunduğunu göstermelidir.
Kuralın gücüne de bakın. Emredici kural, tarafların anlaşmayla değiştiremeyeceği kuraldır; kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.27). Tamamlayıcı (yedek) kural ise taraflar aksini kararlaştırmamışsa uygulanır; “aksi kararlaştırılmadıkça” ifadesi çoğu zaman bunu gösterir.
Sözü ve özü: yorumun yolları
TMK m.1/1'e göre kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Yorum, söz ile öz arasındaki köprüdür. Bir parkın girişinde “Parka araçla girilmez” yazdığını düşünün. Bisiklet araç mıdır? Bir hastaya yetişmeye çalışan ambulans da bu yasağa takılır mı?
- Sözel (lafzi) yorum
- Kelimelerin günlük ve hukuki anlamından başlar. Her yorumun ilk adımıdır, ama çoğu zaman tek başına yetmez.
- Sistematik yorum
- Hükmü, bulunduğu kanunun ve komşu maddelerin bütünü içinde okur.
- Tarihî yorum
- Gerekçeye ve hazırlık çalışmalarına bakarak kanun koyucunun neyi amaçladığını arar.
- Amaçsal yorum
- Kuralın hangi sorunu çözmek için konduğunu sorar. Parktaki yasağın amacı yayaların güvenliği ise ambulansın girişi bu amaca aykırı değildir.
Yorumun sınırları da vardır. Ceza hukukunda suç ve ceza içeren hükümlerde kıyas yapılamaz; bu hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş de yorumlanamaz (TCK m.2/3). Bir hüküm birden fazla biçimde anlaşılabiliyorsa, Anayasaya aykırı sonuç doğuran anlam seçilmez. Özel hukukta ise kanunda uygulanabilir hüküm bulunmazsa hâkim boşluğu doldurur (TMK m.1/2); bu sırayı Ders 3'te göreceksiniz.
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49. Güncel metin: mevzuat.gov.tr
“Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.
Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.12. Güncel metin: mevzuat.gov.tr
“Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.”
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.2/3. Güncel metin: mevzuat.gov.tr
A, yağmurlu bir günde kafeye girerken siyah şemsiyesini kapının yanındaki şemsiyeliğe bırakıyor. Çıkarken şemsiyelikte aynı marka ve renkte iki şemsiye görüyor; birini kendisininki sanarak alıp gidiyor. Aldığı şemsiye B'ye aittir. B durumu kolluğa bildiriyor ve A'nın hırsızlık suçundan cezalandırılmasını istiyor.
Çözüm iskeleti:
- Kural: Hırsızlık TCK m.141/1'de düzenlenir. Unsurlar: başkasına ait taşınır bir mal, zilyedin rızasının bulunmaması, malın bulunduğu yerden alınması ve kendisine veya başkasına yarar sağlama maksadı. Sonuç: bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası.
- Nesnel unsurlar: Şemsiye taşınırdır ve B'ye aittir; B rıza göstermemiştir; A şemsiyeyi şemsiyelikten almıştır. Bu unsurlar olayda vardır.
- Kast: Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır; kast, kanuni tanımdaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK m.21/1). A, şemsiyenin başkasına ait olduğunu bilmemektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kişi kasten hareket etmiş olmaz (TCK m.30/1).
- Taksir: Taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır (TCK m.22/1). Kanunda taksirle işlenen bir hırsızlık suçu yoktur.
- Sonuç: Kast unsuru eksik olduğundan hırsızlık suçu oluşmaz.
- Alternatif: A, şemsiyenin kendisinin olmadığını sonradan fark ettiği hâlde onu geri vermez ve kendi malı gibi kullanırsa, hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde tasarruf suçu (TCK m.160/1) tartışılır. Bu suçun cezalandırılması şikâyete bağlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/2783, K.2017/1427, 22/11/2017. Hukuk Genel Kurulu, üyelerinin dörtte üçünü kaybettiği için grevi mahkeme kararıyla sona erdirilen işçi sendikasının toplu sözleşme yetkisinin de düşüp düşmeyeceğini inceledi. 6356 sayılı Kanunda bu hâl için açık bir hüküm bulunmadığını ve bunun bir kanun boşluğu olduğunu belirledi; Kanunun sistematiğinden yola çıkarak grevin yapılamaz hâle geldiği benzer durumlara bağlanan sonucu kıyasen uyguladı ve yetkinin düştüğüne karar vererek direnme kararını onadı. Karar, TMK m.1'deki söz ve öz ayrımını, sistematik yorumu ve boşluk doldurmayı aynı metinde gösterir.
“Zira kanun tesadüfen bir araya getirilmiş parça parça hükümlerden ibaret olmayıp anlamlı bir bütündür.”
Künye ve alıntı HUKBİS karar arşivinden doğrulandı · Emsal Karar Arama
- Şartları bağlayan “ve” birlikte, “veya / yahut / ya da” seçimlik aranır. Ama “ve” bir sayımda ayrı ayrı hâlleri de sıralayabilir (AY m.83/2'deki iki istisna gibi). Test sorularında tek bir bağlacın değişmesi doğru cevabı değiştirir.
- Madde kenar başlıkları Anayasa metninden sayılmaz; Başlangıç ise metne dahildir (AY m.176). İkisini karıştırmak klasik bir tuzaktır.
- Kıyas yasağı ceza hukukunda suç ve ceza içeren hükümler içindir (TCK m.2/3). Özel hukukta hâkim kanun boşluğunu doldurmakla görevlidir (TMK m.1/2) ve bunu yaparken kıyastan yararlanabilir.
- Eksik bir unsuru “muhtemelen vardır” diyerek tamamlamayın. Olayda bilgi yoksa bunu yazın ve iki ihtimali ayrı ayrı çözün.
- Emredici kurala aykırı sözleşme kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.27); tamamlayıcı kuraldan ise taraflar anlaşarak ayrılabilir.
Yorumda kimin iradesi aranır? Bir görüşe göre (sübjektif yorum anlayışı) hâkim, kanun koyucunun kanunu yaptığı andaki gerçek iradesini bulmalıdır; gerekçe, komisyon raporları ve meclis görüşmeleri bu yüzden belirleyicidir. Diğer görüşe göre (objektif yorum anlayışı) kanun yürürlüğe girdikten sonra kendi hayatını yaşar; hâkim, metnin bugünkü şartlarda makul olarak taşıdığı anlamı arar. Bu görüşe göre aksi hâlde eski kanunlar değişen toplum ihtiyaçlarına cevap veremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yukarıdaki kararında, kanunun özünü belirlerken hem hazırlık çalışmalarının ve hükmün konuluş amacının hem de yorumun yapıldığı zamandaki şartların ve ihtiyaçların dikkate alınması gerektiğini belirterek iki anlayışın unsurlarını birlikte kullanmıştır.
- Kural = unsurlar (şartlar) + hukuki sonuç; unsurlardan biri eksikse sonuç doğmaz.
- Şartları bağlayan “ve” birlikte, “veya” seçimlik aranır.
- İstisnalar dar yorumlanır; istisnaya dayanan, şartlarını gösterir.
- Yorum sözden başlar; sistem, tarih ve amaçla tamamlanır (TMK m.1/1).
- Ceza hukukunda suç ve ceza içeren hükümlerde kıyas yasaktır (TCK m.2/3).
Kavram kartları
Karta dokunun, arka yüzü açılsın.
Kendini dene
5 soru. Cevabın hemen açıklanır; en az 4 doğru yaparsan bu ders tamamlanır.
Meslektaş Forumu'nun Öğrenci köşesinde sor; hukukçular ve diğer öğrenciler cevaplar.