Tebligat Kanunu m. 21 uyarınca, muhatabın adreste bulunmaması halinde tebligat memuru evrakı mahalle muhtarına imza karşılığı teslim eder, durumu gösteren ihbarnameyi kapıya yapıştırır ve imkan varsa komşuya, kapıcıya veya yöneticiye haber verir. Kanun gereği, ihbarnamenin kapıya asıldığı gün tebligat yapılmış sayılır ve yasal sürelerin ilk günü bu tarihi takip eden gün başlar. Eğer bu usullere uyulmadan tebligat yapılmışsa işlem usulsüz sayılabilir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebligatı öğrenmişse tebliğ geçerli kabul edilir ve muhatabın evrakı öğrendiğini bildirdiği tarih tebliğ tarihi sayılır.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/3055, K. 2024/564, T. 18.01.2024 tarihli kararında, tebligat usulsüzlüğünün süresinde ileri sürülmemesi durumunda tebliğ tarihinin ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih olarak kabul edileceğini belirtmiştir.
Süreleri kaçırmamak ve süreci doğru yönetmek için şu pratik adımları atmanız gerekir:
- Vakit kaybetmeden mahalle muhtarlığına giderek tebligat evrakının aslını teslim alın ve zarfın üzerindeki tebliğ memurunun yazdığı tarihi kontrol edin.
- Evrak üzerindeki mahkeme adı ve dosya esas numarasını tespit ederek e-Devlet (UYAP Vatandaş Portal) üzerinden ya da ilgili mahkeme kalemine giderek dosya kapsamını inceleyin.
- Evrakta size tanınan itiraz, cevap veya başvuru süresini, ihbarnamenin kapıya asıldığı tarihi esas alarak hesaplayın.
- Süresi içinde ilgili mahkemeye cevap veya itiraz dilekçenizi sunun; tebligatın usulsüz yapıldığını düşünüyorsanız bu hususu da derhal mahkemeye bildirin.
Davanın veya sürecin ne kadar süreceği mahkemenin iş yüküne, davanın türüne ve delillerin toplanma hızına göre değişiklik gösterir. Sürecin sonucu ve hukuki haklarınızın durumu, somut olayın belgelerine göre değişebileceğinden tebligat üzerindeki şerhlerin dikkatle incelenmesi gerekir.