Zina mı, güven sarsıcı davranış mı: Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesindeki zina, cinsel birleşmeyi gerektirir; yazışmalar bu kapsama girmez. Bununla birlikte kanunun 185. maddesi eşlere birbirine sadık kalma yükümlülüğü yükler. Başka biriyle cinsel içerikli yazışma, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine (TMK m. 166/1) dayanan davalarda kusur belirlemesinde ağır bir olgu olarak değerlendirilir ve karşı tarafın maddi ve manevi tazminat talebini de etkiler.
Affetme meselesi: Zina için kanun açıkça affeden tarafın dava hakkı olmadığını söyler. Diğer boşanma sebeplerinde de yargı uygulaması, affedilen ya da hoşgörüyle karşılanan olayların sonradan kusur olarak ileri sürülemeyeceğini kabul eder. Affı ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
Emsal: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 09.01.2023 tarihli, 2022/8394 E., 2023/3 K. sayılı kararıyla onanan bölge adliye mahkemesi değerlendirmesinde, eşinin sadakatsizliğini öğrenen kadının "evliliğine bir şans daha vermek istediği" ve birlikte yaşamaya devam edildiği için bu olayların affedilmiş ya da en azından hoşgörüyle karşılanmış sayılacağı kabul edilmiştir. Ancak aynı kararda, af sonrasında devam eden sadakatsizlik yönünden "bu sadakatsizlik fiilinin kadın tarafından affedildiğinin erkek tarafından ispat edilemediği" belirtilmiş ve erkek tam kusurlu bulunmuştur.
Ne yapmalısınız:
- Olaydan sonraki ortak yaşamı gösteren fotoğrafları, mesajları, birlikte yapılan tatil ve ziyaretleri tarihleriyle saklayın; olayın ne zaman öğrenildiği ile sonrasındaki davranışlar arasındaki zaman çizelgesi belirleyici olacaktır.
- Benzer yazışmaların yeniden yaşanmamasına özen gösterin; af sonrasında tekrar eden davranış yeni bir kusur olarak değerlendirilir.
- Boşanma gündeme gelirse anlaşmalı boşanma seçeneğini değerlendirin. Kusur tartışması çekişmeli davalarda süreci uzatır ve tazminat riskini artırır.
İcra, ceza, kira, aile, ticaret ve bilişim hukuku alanlarında soru-cevap içerikleri hazırlayan doğrulanmış hukukçu profilidir.