TMK m. 197 uyarınca; ortak hayat sebebiyle kişiliğiniz, ekonomik güvenliğiniz veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşmüşse ayrı yaşama hakkınız bulunmaktadır. Şiddet, ağır hakaret, tehdit veya can güvenliğinin tehlikede olması gibi durumlarda evi terk etmek haklı bir nedene dayanır ve kusur oluşturmaz. Öte yandan, haklı bir sebep olmadan ortak hayatı terk etmek, TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasında bir kusur olarak ileri sürülebilir. Eşinizin TMK m. 164 çerçevesinde terk sebebine dayanarak boşanma davası açabilmesi için ise en az altı aylık ayrılık süresi, dördüncü aydan sonra noter veya mahkeme aracılığıyla resmi ihtar çekilmesi ve ihtardan sonra iki ay beklenmesi gibi sıkı usul kuralları mevcuttur.
Nitekim Yargıtay, E. 2017/2415, K. 2021/347, T. 25.03.2021 sayılı kararında, birlikte yaşamaya ara verilmesinin haklı bir sebebe dayanması durumunda hâkimin istem üzerine parasal katkıya ve konut ile eşyalardan yararlanmaya ilişkin gerekli önlemleri alacağını belirtmiştir.
Boşanma sürecinin ne kadar süreceği davanın çekişmeli veya anlaşmalı olmasına, mahkemenin iş yüküne ve delillerin toplanma hızına göre farklılık gösterir. Hak kaybına uğramamak ve süreci doğru yönetmek için şu pratik adımlara dikkat edilmelidir:
- Ayrı yaşamayı haklı kılan nedenleri ispatlamak adına tanık beyanları, mesajlaşma dökümleri, darp raporu veya kolluk başvuruları gibi delilleri önceden güvence altına alın.
- Şiddet veya tehlike söz konusuysa, vakit kaybetmeden adli makamlara başvurarak koruma kararı ve TMK m. 197 uyarınca ayrı yaşama hakkı ile tedbir nafakası talep edin.
- Boşanma davası açıldığında mahkemeden gelecek tebligatları titizlikle takip edin; kanuni cevap ve itiraz sürelerini kaçırmayın.
Her davanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, davanın ve kusur tespitinin sonucu somut olayın belgelerine göre değişebilir.