- Kamu hukuku ile özel hukuk ayrımını ve medeni hukukun özel hukuk içindeki temel konumunu,
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun sistematiğini ve TMK m.5'in tüm özel hukuka etkisini,
- TMK m.1'deki yürürlük kaynakları sırasını ve içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığını,
- Emredici, tamamlayıcı, yorumlayıcı ve tanımlayıcı hukuk kurallarını birbirinden ayırmayı.
Özel hukuk içinde medeni hukukun yeri
Hukuk düzeni geleneksel olarak kamu hukuku ve özel hukuk diye iki ana kola ayrılır. Kamu hukukunda devlet veya bir kamu tüzel kişisi, üstün kamu gücünü kullanarak bireyin karşısına çıkar; vergi salınması, kamulaştırma veya ceza kovuşturması bu alandadır. Özel hukukta ise taraflar hukuken eşit konumda bulunur ve kural olarak irade serbestisi içinde ilişki kurarlar; bir devlet kurumu sıradan bir mal sahibi gibi dükkan kiraladığında da kamu gücünü kullanmadığı için özel hukuka tabidir.
Medeni hukuk, özel hukukun ana gövdesidir. Bir insanın doğumundan önce ana rahmine düştüğü andan ölümünden sonra malvarlığının mirasçılarına geçmesine kadar gündelik hayatın temel ilişkilerini düzenler. Ticaret hukuku, iş hukuku veya fikrî mülkiyet hukuku gibi özel hukuk dalları belirli kişi ya da faaliyet grupları için özel kurallar geliştirmiş olsa da ortak kavramlarını medeni hukuktan alır.
Türk Medeni Kanununun sistemi ve TMK m.5
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 1926 tarihli 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yerini almıştır; her iki kanunun da tarihsel mehazı Eugen Huber tarafından hazırlanan İsviçre Medeni Kanunudur. Kanun, yedi maddelik Başlangıç bölümünün ardından dört kitaptan oluşur: Kişiler Hukuku (m.8–117), Aile Hukuku (m.118–494), Miras Hukuku (m.495–682) ve Eşya Hukuku (m.683–1030).
1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu şeklen ayrı bir kanun numarası taşısa da maddi anlamda Medeni Kanunun beşinci kitabı ve ayrılmaz tamamlayıcısıdır. Nitekim TMK m.5 (ve paralel biçimde TBK m.646), hem Türk Medeni Kanununun hem de Türk Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını hükme bağlar. Bu sayede dürüstlük kuralı, iyiniyet, ispat yükü veya sözleşmenin kurulmasına ilişkin kurallar ticaret ve iş hukuku uyuşmazlıklarında da temel başvuru normudur.
Medeni hukukun yürürlük kaynakları
Hukukun kaynakları denildiğinde kuralı koyan iradeye yaratıcı kaynak, kurallara ulaşılan Resmî Gazete ve şerhlere bilgi kaynağı, hâkimin somut uyuşmazlığı çözerken uyguladığı biçimlere ise yürürlük kaynakları denir. TMK m.1 yürürlük kaynaklarını bağlayıcılık ve sıra bakımından üç grupta toplar.
- Yazılı kaynaklar
- İlk sırada kanun ve diğer yazılı normlar gelir: Anayasa, kanunlar, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar (AY m.90/5; temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalarla kanunlar aynı konuda farklı hükümler içerirse antlaşma esas alınır), Cumhurbaşkanlığı kararnameleri (AY m.104/17) ve yönetmelikler (AY m.124). 2017 Anayasa değişikliğiyle tüzük ve kanun hükmünde kararname çıkarma usulü kaldırılmıştır; yürürlükten kaldırılmayan eski tüzük hükümleri yeni düzenleme yapılıncaya kadar uygulanabilirse de TMK'daki eski tüzük yollamaları Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmeliklere dönüştürülmüştür. Yazılı kaynaklar içinde özel bir yere sahip olan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları da 2797 sayılı Yargıtay Kanunu m.45/5 uyarınca benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini sonucuyla bağlar.
- Yazısız kaynak
- Yazılı kaynaklarda uygulanabilir bir hüküm bulunmadığında hâkimin başvuracağı ikincil ve bağlayıcı kaynak örf ve âdet hukukudur (TMK m.1/2). Yazılı kural varken örf ve âdet hukuku onun önüne geçemez.
- Yardımcı kaynaklar
- Hâkim karar verirken bilimsel görüşlerden (öğreti) ve yargı kararlarından yararlanır (TMK m.1/3). İçtihadı birleştirme kararları ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararları dışında kalan mahkeme ve daire kararları ile bilimsel görüşler hâkimi bağlamaz; yalnızca ikna edici ve yol gösterici nitelik taşır.
Niteliklerine göre medeni hukuk kuralları
Medeni hukuktaki her kural tarafların iradesine aynı alanı bırakmaz. Sınavlarda bir sözleşme kaydının geçerli olup olmadığını saptamak için önce kuralın niteliğini belirlemeniz gerekir.
- Emredici kurallar: Tarafların kendi anlaşmalarıyla aksini kararlaştıramayacakları, mutlaka uyulması gereken kurallardır. Kamu düzenini, genel ahlakı, kişilik haklarını veya ayırt etme gücü bulunmayanlar ve tüketiciler gibi zayıf konumdakileri korur; aykırı sözleşmeler kural olarak kesin hükümsüzdür (TBK m.27). Ayırt etme gücü olmayan kişinin işleminin sonuç doğurmaması (TMK m.15) veya resmî memur önünde yapılmayan evlenmenin yokluğu tipik örneklerdir.
- Tamamlayıcı yedek kurallar: Tarafların sözleşmede düzenleyebilecekleri hâlde açık bıraktıkları ikinci derecedeki boşlukları dolduran kurallardır. Metinde çoğu kez “aksi kararlaştırılmadıkça” ibaresiyle tanınırlar; örneğin para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği kuralı (TBK m.89/1) taraflar başka bir yer seçmemişse devreye girer.
- Yorumlayıcı yedek kurallar: Tarafların sözleşmede kullandıkları ancak ne kastettiklerini açıkça belirtmedikleri bir kavram veya ifadeye kanunun verdiği anlamdır. Sözleşmede “ayın başı” denilmiş fakat hangi gün kastedildiği açıklanmamışsa bunun ayın birinci günü sayılması (TBK m.91/1) yorumlayıcı kuraldır; taraflar farklı bir anlamda uzlaştıklarını ispatlayabilirler.
- Tanımlayıcı kurallar: Bir hukuki kavram ya da kurumun ne anlama geldiğini belirleyen kurallardır; yerleşim yerinin (TMK m.19/1) veya bütünleyici parçanın (TMK m.684/2) kanuni tanımı gibi.
“Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1. Güncel metin: mevzuat.gov.tr
“Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.5. Güncel metin: mevzuat.gov.tr
Tacir A ile tacir B arasındaki taşınır satışı sözleşmesinde teslim yeri hiç konuşulmamıştır; buna karşılık sözleşmeye “Ayın ortasında ödenecek bedel gecikirse B hiçbir mahkemede zamanaşımı savunmasından önceden vazgeçtiğini geri alamaz” kaydı konulmuştur. Uyuşmazlık çıktığında A, Yargıtay bir hukuk dairesinin emsal kararının mahkemeyi bağladığını ileri sürer.
Çözüm iskeleti:
- Özel hukuk bağlantısı (TMK m.5): Taraflar tacir olsa da Türk Ticaret Kanununda özel hüküm bulunmayan konularda TMK m.5 uyarınca TBK'nın genel hükümleri uygun düştüğü ölçüde uygulanır.
- Tamamlayıcı kural: Teslim yeri sözleşmede kararlaştırılmadığı için tamamlayıcı yedek kural devreye girer; parça borçlarında sözleşme kurulurken satılanın bulunduğu yer, çeşit borçlarında borçlunun yerleşim yeri ifa yeridir (TBK m.89).
- Yorumlayıcı ve emredici kural ayrımı: “Ayın ortası” ifadesini taraflar ayrıca tanımlamadığından yorumlayıcı kural gereği ayın on beşinci günü anlaşılır (TBK m.91/1). Buna karşılık zamanaşımından önceden feragat edilemeyeceğine ilişkin TBK m.160/1 emredici kuraldır; B'nin önceden feragat kaydı kesin hükümsüzdür.
- Yargı kararının niteliği: Sıradan bir Yargıtay özel daire kararı TMK m.1/3 anlamında yardımcı kaynaktır; içtihadı birleştirme kararı olmadıkça başka bir davada hâkimi bağlamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/417, K. 2022/680, 18/5/2022. İlk derece mahkemesinin direnme kararından sonra Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 6/7/2018 tarihli ve E. 2015/5, K. 2018/7 sayılı karar ile evlilik birliği sürerken eşlerden biriyle evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteyemeyeceğine karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu m.45/5 uyarınca içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda tüm adliye mahkemelerini ve Yargıtay kurullarını bağladığını belirterek direnme kararını oybirliğiyle bozmuştur.
“Bu yasal düzenleme gereğince, içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukukî konularda Yargıtay genel kurulları, daireleri ve adliye mahkemeleri için gerekçeleri ile açıklayıcı, sonucu ile bağlayıcı olduğunda kuşku bulunmamaktadır.” (§ 15)
Künye ve alıntı HUKBİS karar arşivinden doğrulandı · Emsal Karar Arama
- Türk Borçlar Kanunu 6098 sayılı ayrı bir kanun olarak yasalaşmış olsa da içerik bakımından Türk Medeni Kanununun beşinci kitabı ve tamamlayıcısıdır; TMK'nın kendisi ise Başlangıç ile birlikte dört kitaptan oluşur.
- Temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez; ayrıca kanunda açıkça düzenlenen konularda da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz (AY m.104/17). Medeni hukukun mülkiyet, kişilik ve aileye ilişkin çekirdek alanı zaten TMK ile düzenlendiğinden CBK'ya kapalıdır.
- Yargıtay daire kararları ve Hukuk Genel Kurulu kararları yalnızca o dosyada uyulma zorunluluğu doğurabildiği hâlde diğer davalar için yardımcı kaynaktır (TMK m.1/3); benzer tüm davalarda bağlayıcı olan yalnız İçtihadı Birleştirme Kararlarının sonuç bölümüdür (2797 s. K. m.45/5).
- Tamamlayıcı kural ile yorumlayıcı kuralı karıştırmayın: tamamlayıcı kural tarafların hiç konuşmadığı boşluğu doldurur, yorumlayıcı kural ise tarafların konuştuğu fakat anlamını açık bırakmadığı ifadeyi netleştirir.
TMK m.5'teki “uygun düştüğü ölçüde” ibaresi doğrudan uygulama mı, kıyasen uygulama mı öngörür? Bir görüşe göre TMK ve TBK'daki genel nitelikli hükümler bütün özel hukukun ortak temelini oluşturduğundan, özel kanunda hüküm bulunmayan hâllerde ticaret veya iş hukuku ilişkilerine doğrudan uygulanır; “uygun düştüğü ölçüde” kaydı yalnızca özel dalın kendine özgü ilkeleriyle bağdaşmayan kuralları dışarıda tutmaya yarar. Diğer görüş ise m.5'in hâkime her somut özel hukuk ilişkisinin bünyesini tartma görevi yüklediğini, dolayısıyla başka bir özel hukuk dalına geçişte hükmün niteliğe uyarlanarak kıyas benzeri bir süzgeçten geçirildiğini savunur. Uygulamada sonuç çoğu kez örtüşür: özel hüküm yoksa ve işin niteliği elveriyorsa genel hüküm uygulanır.
- 4721 sayılı TMK 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girmiş olup Başlangıç ve dört kitaptan (Kişiler, Aile, Miras, Eşya) oluşur; 6098 sayılı TBK onun tamamlayıcı beşinci kitabı niteliğindedir.
- TMK m.1'e göre hâkim önce yazılı kaynakları, yazılı hüküm yoksa örf ve âdet hukukunu uygular; o da yoksa kanun koyucu gibi hukuk yaratır.
- Bilimsel görüşler ve sıradan yargı kararları yardımcı kaynaktır; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ise sonucuyla bağlayıcı yazılı kaynak gücündedir.
- Emredici kuralların aksi sözleşmeyle kararlaştırılamaz; tamamlayıcı kurallar bırakılan boşluğu doldurur, yorumlayıcı kurallar belirsiz beyanı anlamlandırır.
- TMK ve TBK'nın genel nitelikli hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır (TMK m.5).
Kavram kartları
Karta dokunun, arka yüzü açılsın.
Kendini dene
5 soru. Cevabın hemen açıklanır; en az 4 doğru yaparsan bu ders tamamlanır.
Meslektaş Forumu'nun Öğrenci köşesinde sor; hukukçular ve diğer öğrenciler cevaplar.